Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/4714 E. 2009/5746 K. 07.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4714
KARAR NO : 2009/5746
KARAR TARİHİ : 07.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.08.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, davalılar miras bırakanına ait 116 ada 5 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Mahkemece, 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesindeki koşulların davalılar yararına gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 11.03.1970 yılında yapılan tapulama işleminde 19 hektar 8925 metrekare yüzölçümündeki 608 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı ile tescil edildiği, belediye imar sınırları içinde kalması nedeniyle 09.05.1990 tarihinde vasfı “arsa” olarak değiştirildiği ve 06.01.1995 tarihinde ifraz edilerek 5115 ve 5116 no’lu parsellere ayrıldığı, bu parsellerden 5116 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde 3194 sayılı Yasanın 18 maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı ve imar sonuçu oluşan 116 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 27.04.1995 tarihinde Helvadere belediyesi adına tescil edildiği ve 01.04.1998 tarihinde de davalıların miras bırakanı … Sevdi’ye satıldığı anlaşılmıştır.
Görülüyor ki, dava konusu taşınmazın evveliyatı mera olan 608 parsel sayılı taşınmazdan gelmektedir.
İmar planı içindeki meraların planın onayıyla birlikte hukuki bakımdan meralık vasfını yitireceğinden, bu yerlerden genel hizmete ayrılanların (yol, …, yeşil saha, gibi) belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekir. İmar planında genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek konut, sanayi ve ticaret alanı olarak belirlenmiş alanlarda kalan meralar bu vasıflarını yitirmeleri halinde Hazine adına tescili gerekir. (Danıştay 1. Dairesinin 1988/328 E, 1989/19 K. sayılı mütalaası) Belediye adına tescili gerekmeyen yerler belediye veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş ise “Yolsuz Tescil” olacağından Hazine her zaman bu iddia ile dava açabilir. Ne var ki, başlangıçtaki tescil işlemi yolsuz tescil olsa da 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi hükmü koşulların oluşması halinde tescilin belediye veya gerçek ya da özel hukuk tüzel kişileri adına devam etmesi olanağı sağladığından, artık burada 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi şartları üzerinde durulması gerekir.
4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesine göre işlem yapabilmek için;
a-Mera, 4342 sayılı kanunun geçici 3. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 03.05.2005 tarihi itibariyle Belediye ve mücavir alan sınırları içersinde bulunmalıdır. Zira bu tarih itibariyle köy sınırları içersinde bulunan veya bu tarihten sonra Belediye ve mücavir alan sınırları içersine alınan meralarda bu madde hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.
b-Mera, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içersinde kalmalıdır. Bu tarihten sonra imar planı içersine alınan veya imar planı bulunmayan yerlerdeki meralarda bu madde hükmü uygulanmaz. Yasa hükmünde geçen “İmar Planından” maksat ise, her türlü ölçekteki plan yani nazım, uygulama veya mevzi imar planıdır.
c-Meranın, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi, yani bu şekilde kullanılması, yerleşim ve işgal durumunun da 01.01.2003 tarihinden önce var olması gerekir. Bu tarihten sonra işgal edilerek yerleşim yeri olarak kullanılan meralarda bu madde hükmü uygulanamaz. Bu maddenin uygulanmasında “yerleşim yeri” kavramı ; konut, konaklama, turizm, sanayi, askeri ve benzeri amaçlar için kullanılmak üzere planlanarak yapılaşmış veya eskiden beri bu amaçlarla kullanılan şehir, kasaba ve beldelerin üzerinde yapılaşma bulunan yerleşik alanlarını ifade etmektedir.
d-Diğer bir koşul da; meranın, mera niteliği ile kullanılmasının teknik açıdan mümkün bulunmamasıdır.
Yukarıda belirtilen şartların varlığı duraksamasız saptanmadan Belediye veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına tescil edilmiş meraların
mülkiyeti belediye veya gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine bırakılamaz. Bu gibi yerler yasa uyarınca Hazine adına tescili gereken yerler olacağından, mahkemece 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesi koşullarının tümünün gerçekleşmiş olması gerekir.
Somut olayda; Dava konusu taşınmazın mera parselinden geldiği, “yolsuz tescil” suretiyle önce belediye adına, daha sonra da davalıların miras bırakanı adına tescil edildiği, taşınmazın halen arsa vasfında olduğu, üzerinde … bulunmadığı ve taşınmazın bulunduğu yere altyapı hizmetlerinin gelmediği saptanmıştır. Dava konusu taşınmazda yukarıda açıklanan “yerleşim yeri olarak işgal edilme koşulu” gerçekleşmediğinden 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinde yazılı koşulların oluştuğundan söz edilemez. Açıklanan nedenle davanın kabulüne karar vermek gerekirken aksine görüş ve düşüncelerle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.