Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/1604 E. 2006/5245 K. 10.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1604
KARAR NO : 2006/5245
KARAR TARİHİ : 10.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, … uyruklu olup, tatil için …’ya gittiği sırada tanışmış olduğu davalı ile birlikte ortak olarak bir rent a car ve motorbike işletmesi açmaya karar verdiklerini, bu nedenle davalıya …’dan 100.000 … Şilini gönderdiğini, ancak davalının böyle bir işletme açmadığı gibi gönderdiği parayı da iade etmediğini ileri sürerek, 100.000 … Şilininin tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, işletmeyi açtığını, ancak zarar ettiğini, davacıyla ortaklığı feshettiklerini, fesih sonucu davacının alacağına karşılık işletmeye ait olan bir adet şahin marka araç ile iki adet motorsikleti davalıya verdiğini, bu şekilde davalının kendisinden herhangi bir alacağı kalmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istenilmeden itirazın iptali davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce, davacının sermaye payını istemesi nedeniyle bu isteğin ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığı belirtilerek, toplanacak delillerin sonucuna göre ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece bu kez adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye tamamlandıktan sonra davacının alacağının çıkacak aktiften payına düşecek kısımdan tahsiline, tasfiye memuru olarak Celal Dere’nin atanmasına, tasfiye sonucu davacı ortağa düşecek miktar üzerinden itirazın iptaline, alacak yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasif malvarlığı belirlenmeli ve ortaklığı yöneten ve idareci ortak olan davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkeme tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık mallarının mevcut olanlarının satılmasına, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip elde edilen gelirden veya malların belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmeli, tüm bu hususlarda konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı, böylece tarafların her birinin tasfiye payı belirlenmeli, tasfiye sonucunda davacının bir alacağı doğarsa bu miktarın ödetilmesine karar verilmelidir. Dava konusu olayda ise az yukarda açıklandığı üzere, ortaklığın fesih ve tasfiyesinin mahkemece bizzat yaptırılması gerektiği göz ardı edilerek, ortaklığın tüm aktif ve pasifi, dolayısıyla tasfiye payı belirlenmeden, yazılı şekilde “adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye tamamlandıktan sonra davacının alacağının çıkacak aktiften payına düşecek kısımdan tahsiline, tasfiye sonucu davacıya düşecek miktar üzerinden itirazın iptaline” şeklinde soyut ve ihtilafı sona erdirmekten uzak bir biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA,taraflar peşin harcının istek halinde iadesine, 10.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.