Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/3169 E. 2006/6479 K. 25.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3169
KARAR NO : 2006/6479
KARAR TARİHİ : 25.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalının dükkanını 01.08.2004 tarihli kira sözleşmesiyle kiralayıp tadilatlar yaptığını,apartman sakinlerinin şikayeti ile dükkanın arkaya açılan kısmının sığınak ve ortak … olduğunun anlaşılması üzerine noter ihtarıyla kira sözleşmesini feshettiğini,tadilatlar ve harcamalar tutarının 5.300.000.000 TL tespit edilen değeri ile 600.000.000 TL emlakçı ve 600.000.000 TL ağustos kira bedeli olmak üzere toplam 6.500.000.000 TL maddi ve sözleşmenin feshi nedeniyle duyduğu üzüntü ve sıkıntı karşısında da 1.500.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davacının yazılı muvafakat almadan esaslı tadilata girişmesinde kusurun kendisine ait olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 6.500.000.000 TL maddi tazminatın tahsiline ve manevi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının, davacıya 1.8.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile, içkisiz lokanta olarak kullanılmak üzere kiraladığı taşınmazın bir kısmının apartmanın ortak yerlerinden olan sığınak olduğu ve bu nedenle kat maliklerinin davanın bu kısmı kullanmasını şikayet ederek engelledikleri dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi taraflar arasında da çekişmesizdir. Davacı kendisine ayıplı olarak kiralanan ve bir kısmından faydalanamıyacağı için BK 249.maddesi hükmü gereği sözleşmeyi fesihte ve yaptığı masrafları ödediği kirayı istemekte haklıdır. Davacı, uğradığı zararın miktarının tesbiti için dava açılmadan önce yaptırdığı tesbit dosyasındaki bilirkişi raporuna dayanarak davasını açmıştır.
Tesbit raporuna davalı tarafça itiraz edildiğinden mahkemece yeniden keşif yapılıp rapor alınmışsa da her iki rapor arasında fark bulunmaktadır. Mahkemece her iki rapor arasındaki farklılığın hal telifi için ek rapor alınmadığı gibi, yeni bir bilirkişi incelemesi de yapılmadan, gerekçe ve dayanağı açıklanmadan itiraza uğramış olan tesbit dosyasındaki rapora itibar edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 25.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.