YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9327
KARAR NO : 2006/14294
KARAR TARİHİ : 02.11.2006
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dilekçenin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı şirketin yaptığı konutu harici sözleşme ile satın aldığını,48 adet senet verdiğini,sözleşmeyi karşılıklı olarak fesh ettiklerini,senetlerin iade edileceğinin kararlaştırılmış olmasına rağmen iade edilmediğini ileri sürerek fazlasını saklı tutarak üç senetten borçlu olmadığının tespitini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,resmi satış olmadığından davanın Tüketici mahkemesinin görevine girmeyeceğine dayanılarak davanın görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 2. maddesinde “Bu kanunun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiş, yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan … veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan … yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesine göre bir uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülebilmesi için uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un kapsamında kalması ve mahkemeninde kabulunde olduğu gibi hukuken geçerli bir sözleşme olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta tapuda kayıtlı taşınmazın harici sözleşme ile davacıya satışından kaynaklanmaktadır. BK. 213, MK.706 ve Tapu kanunu 26.maddesi gereğince tapulu taşınmazın haricen satışı geçersizdir. Ne varki davalı şirket arsa sahibi ile geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmış ise bu sözleşme ile kendisine verilecek konuta ilişkin hakkını B.K 162, 163 maddeleri gereğince adı yazılı şekilde üçüncü kişiye temlik edilebilir. Somut uyuşmazlıkta davalı ile dava dışı şahıs arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi mevcut ve davalı bu sözleşme ile kendisine düşen konutu harici sözleşme ile satmış ise bu sözleşmeyi geçerli kabul etmek gerekir. Satışa konu konut ile ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesi mevcut olup olmadığı araştırılıp, böyle bir sözleşmenin varlığı ve davalının kendisini düşecek konutu davacıya satması söz konusu ise geçerli bir sözleşme olduğundan işin esası incelenip sonucuna göre, şayet geçerli bir sözleşme yoksa şimdiki gibi karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 2.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.