Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/13176 E. 2006/13974 K. 30.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13176
KARAR NO : 2006/13974
KARAR TARİHİ : 30.10.2006

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 27.9.1993 tarihli dövize endeksli konut kredisi sözleşmesi ile davalı bankadan kredi aldıklarını, ilk ödemeden 40 … sonra taksit ödemelerinin 8 katına çıktığını, edimler dengesinin bozulduğunu belirterek sözleşmenin uyarlanmak suretiyle aylık ödemelerin 3.1.1994 tarihindeki dolar kuru baz alınarak ödenmesine ve ödenmeyen aylık taksitlere aynı kur esas alınarak %5.5 faizin uygulanmasına karar verilmesini istemişler, birleşen davada ise davacı … davalı tarafından yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı, davacıların 19.6.1996 tarihli kredi taksitini ve bunu takip eden taksitleri zamanında ödememekle temerrüde düştüklerini ve bu nedenle uyarlama davası açılamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 23.12.2004 tarihli kararla, davacı …’ın açtığı davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacı … açısından dava tarihi itibariyle uyarlanacak bir borç bulunmadığından uyarlama talebinin reddine, birleşen dosya açısından davanın kabulüne ve borç fazlasıyla ödendiği için borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davalı tarafça hüküm temyiz edilmesi üzerine de davalının temyiz süresini geçirdiğinde bahisle davalının temyiz talebinin reddine hükmedilmiş, ek karar ve asıl karar bu defa yine davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemenin 23.12.2004 tarihli kararının davalı … vekili Av. …’a tebliğ edilmek istendiği ve kararın … Cad. No: 143 … adresinde … çalışanı … …’ye tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki vekil ile takip edilen davalarda tebligatların ve bu bağlamda kararın tebliğinin de vekile yapılması yasal zorunluluktur. Kararın tebliğ edildiği Av. …’ın davalı kurumunun kadrolu avukatı olmadığı ve kararın tebliğe çıkarıldığı adreste devamlı bulunmadığı kararın tebliğ edildiği adresin davalı kuruma ait olan ve davalı kurumun ikamet ettiği adres olduğu da görülmektedir. Daha önceki tebligatların aynı adrese çıkarılmış olması ve tebliğ edilmesi de hükmün davalı vekiline tebliğ edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırıcı nitelikte değildir. Bu itibarla kararın davalı vekili Avukat …’a tebliğinin yasal olmağı ve bu nedenlede davalı tarafın temyiz dilekçesinin yasal sürede verildiği kabul yasal zorunluluk olup, açıklanan bu nedenlerle mahkemenin 19.2.2005 tarihli ek kararının kaldırılarak hükmün temyiz incelemesine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı …’ın 27.9.1993 tarihli konut kredi sözleşmesi ile dövize endeksli kredi kullandığı ve diğer davacısının da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, borcun 20.10.1993 tarihinde başlayan ve 21.9.1998 tarihinde son bulan aylık 1466,34 dolarlık taksitlerle ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar bu davada dövizdeki aşırı yükselmenin edimler arasındaki dengeyi bozduğunu belirterek uyarlama talebinde bulunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki davacıların uyarlama talebinde bulunabilmeleri için her şeyden önce borçlarını ödemede temerrüde düşmemeleri, başka bir deyişle borçlarını belirlenen vadelerde ve düzenli olarak Ödemeleri zorunludur. Oysaki dosya içinde bulunan ödeme belgeleri ile bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacıların kesin vadeye bağlanmış olan taksitlerden 22.4.1994, 22.7.1994, 23.6.1995, 23.8.1995 , 23.10.1995, 22.12.1995 tarihli taksitleri zamanında ödemedikleri, 5.11.1996 tarihinde bankaya müracaat ederek geçmiş borç taksitlerini topluca yatırdıkları görülmektedir. Davalı banka 8.10.1996 tarihli ihtarla borcun ödenmesini istemiş ve ancak davacılar tarafından belirlenen sürede borç ödenmemiştir. Kaldı ki kredi sözleşmesi ekinde yer … ödeme planında belirlenen vadeler kesin vade niteliğinde olup, belirlenen tarihte ödemenin yapılmaması nedeniyle davacılar temerrüde düşmüşlerdir. Öte yandan davalı bankanın davacıların gecikmiş ödemelerini kabul ederken ihtirazi kayıt ileri sürmemiş olması da sonucu değiştirici nitelikte bulunmayıp, davalı bankaca verilen 6.11.1996 tarihli yazıda, yazı tarihindeki mevcut durumu belirten bir yazı olup, davacıların mütemerrit olmalarını ortadan kaldırmaz. Mahkemece uyarlama şartların bulunmadığı nedeniyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken , davacı asıl borçlu …’ın uyarlanmış haliyle belirlenen miktarı dava tarihinden önce ödediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 19.2.2005 tarihli ek kararırın kaldırılmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.