Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/2625 E. 2007/7015 K. 14.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2625
KARAR NO : 2007/7015
KARAR TARİHİ : 14.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davlının 28.9.2003 ile 20.10.2003 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü, tedavi giderlerine ilişkin 5.197.500.000 TL’lik borcunu ödenmediğini ileri sürerek, alacağın faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin davalıya tebliğine dair tebligat evrakının incelenmesi sonucunda, dava dilekçesinin davalıya tebligat kanununun 21. maddesi uygulanmak suretiyle tebliğ edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Tebligat evrakına düşülen şerhten de, davalının işe gittiğini bildiren şahsın kim olduğunun yazılmadığı ve ayrıca haber verilen en yakın komşusu …’ın tebliğ evrakına imzasının alınmadığı görülmektedir. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti arasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin 2007/2625-7015
kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28/1 maddesi uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle tebligat tüzüğünün 33 ve Kanunun 23. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Dava dilekçesinin davalıya tebliğine ilişkin 15.9.2005 tarihli tebligat parçası incelendiğinde, muhatabın adreste bulunmama sebebinin bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa tüzüğün 28/1. maddesi hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve fakat adresinde bulunmadığı tevsik edilmiş olur. O halde anılan şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve bu durumda Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşulla tevsik edilmiş sayılmayacağından (madde 23/7) yapılan tebliğ işlemi hukuken geçersiz duruma düşer. Bir davanın dinlenebilmesi için usulüne uygun şekilde taraf teşkili yapılması zorunludur. Mahkemece bu husus gözardı edilerek, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA. 2. bent gereğince bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.