Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2019/10349 E. 2022/8679 K. 16.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10349
KARAR NO : 2022/8679
KARAR TARİHİ : 16.11.2022

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye teşebbüs
Hükümler : Sanıklar hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye teşebbüs suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tanıklar … ile …’in çalışanı olduğu katılan …’in ağabeyi …’in eczanesi ile sanık …’ı eczacı teknikeri olarak yanında çalıştıran ve aynı zamanda katılan …’in ağabeyi ile evli olan diğer sanık …’ın eczanesinin karşı karşıya faaliyet göstermesi nedeniyle gerek tarafların gerek eczane çalışanlarının birbirlerini tanımakta olup, zaman zaman ilaç takası ya da sistemde yaşanan sorunların çözümü gibi konularda eczane çalışanlarının birbirlerine yardımcı oldukları; fakat, katılanın ağabeyi tarafından 01.08.2014 tarihinde açılıp, Malatya 2. Aile Mahkemesinin 2017/558 esasına kaydedilen boşanma davasının yargılamasının devam etmesi ve anılan davada katılanın davacı tanığı olarak yer alması nedeniyle gerek taraflar gerek eczane sahipleri ile çalışanları arasındaki ilişkilerde önceki dönemlere nazaran soğukluk başladığı süreçte, 05.03.2015 tarihinde, sanık …’ın, katılanın ağabeyine ait eczaneye giderek, buradaki iş yoğunluğunu fırsat bilip, katılanın ağabeyine ait eczanedeki bilgisayardan eriştiği katılana ait kişisel veri niteliğindeki T.C. kimlik numarasını bir kağıda yazdığı, durumu fark eden ve anılan eczanede çalışan tanık …’un, sanık …’a müdahale etmesine rağmen elindeki kağıdı alamadığı; ancak, adı geçen tanığın, konuyu aynı eczanede çalışan tanık …’e anlatmasının ardından, tanık …’in, sanık …’ın elinden söz konusu kağıdı aldığı, sanık …’la yaşananların tanıklar tarafından katılana aktarılmasını müteakip, yengesi olan ve ağabeyi ile aralarındaki boşanma davasından dolayı kendisine husumet besleyen sanık …’ın, daha önce geçirdiği yüz felcinde kullandığı ilaçları öğrenmek amacıyla, çalışanı olan diğer sanık …’ı yönlendirerek, kişisel bilgilerine ulaştığını beyanla katılanın 05.03.2015 tarihinde şikayetçi olması üzerine sanıklar hakkında adli soruşturma başlatıldığı, bu kapsamda, sanık …’ın, diğer sanık …’ın boşanmak istememesi nedeniyle iftira atıldığını ve iddianın tamamen asılsız olduğunu, sanık …’ın iddiayı ve katılanın yüz felci geçirdiğini ilk kez polis merkezinde öğrendiğini, boşanmak istememesi nedeniyle senaryo uydurulduğunu beyanla suçlamaları kabul etmedikleri; kriminalistik uzmanı bilirkişiden alınan 01.05.2015 tarihli raporda ise sanıklar ve katılanın karşılaştırmaya esas yazı, rakam ve imzalarının incelenmesi sonucunda, kağıt üzerindeki rakamların, sanık …’ın elinden çıktığı kanaatine varıldığının ifade edildiği, böylece sanıkların, katılana ait kişisel veri niteliğinde olan bilgileri yetkileri olmadıkları halde ele geçirmeye çalıştıkları, ellerinde olmayan nedenlerle eylemlerini tamamlayamadıkları belirtilerek, sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirmeye teşebbüs suçundan kamu davaları açıldığı olayda;
Sanıkların, kovuşturma evresinde, aynı müdafii tarafından savunulduğu anlaşılmakta ise de, aynı suçtan yargılanan ve suçu iştirak halinde işledikleri iddia edilen sanıkların, birbirlerini suçlayıcı ya da çıkar çatışması sonucunu doğurucu farklı savunmalarda bulunmamaları, sanıklar müdafii tarafından da birisinin lehine, diğerinin aleyhine olacak biçimde savunmada zafiyete sebebiyet verilmemesi karşısında, aralarında menfaat çatışması olmadığı anlaşılan sanıkların aynı müdafiinin hukuki yardımından yararlanmalarının savunma hakkının sınırlanması niteliğinde olmadığı kabul edilerek, yapılan incelemede:
A) Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılan …’in ağabeyi ile evli olan sanık …’ın, eşi tarafından açılan 01.08.2014 tarihli boşanma davasının yargılamasının devam ettiği 05.03.2015 tarihinde, yanında çalıştırdığı diğer sanık …’ı yönlendirerek, kayınbiraderi olan katılana ait T.C. kimlik numarasını ele geçirmeye teşebbüs ettiği iddiasına konu olayda;
Olayın meydana geldiği iddia olunan tarih ile UYAP’tan erişilen sanık … ve katılanın ağabeyi arasındaki boşanma davasına ilişkin dosya kapsamına nazaran, tebliğnamedeki “olay tarihinde henüz boşanma davası açılmamış” şeklindeki kabule iştirak edilemeyeceği; ayrıca, katılan; yengesi olan ve ağabeyi ile aralarındaki boşanma davasından dolayı kendisine husumet besleyen sanık …’ın, daha önce geçirdiği yüz felcinde kullandığı ilaçları öğrenmek amacıyla, diğer sanık …’ı yönlendirerek, kişisel bilgilerine ulaştığını iddia etmiş ise de, sanık …’ın ve tanık …’un iddiayı doğrulayan herhangi bir beyanlarının bulunmadığı, diğer tanık …’in de, soruşturma evresinde bilgisine başvurulduğunda; “……’ın yanına gittim, elindeki kağıdı çekip aldım, kağıtta eczacımızın kardeşi olan … beyin kimlik numarasının yazılı olduğunu gördüm, kendisine niye böyle bir şey yaptığını sorduğumda, lazım olduğunu söyledi, ben de eczaneye geri geldim, bu konuyu … beye anlattım…” biçiminde ifade vererek, iddia olunan olayın sanık …’ın yönlendirmesiyle gerçekleştiğine dair hiçbir açıklamada bulunmadığı, aynı tanığın, kovuşturma evresindeki; “……’ın yanına konuşmak için gittim ve TC numarasını niye aldığını ne yapacağını sordum, o da avucunun içerisinde bir kağıt parçasını göstererek eczacı hanımın istediğini ve ona vereceğini söyledi…” biçimindeki anlatımının ise önceki beyanıyla örtüşmediği gibi sanıklar tarafından da doğrulanmadığı, dolayısıyla soruşturma evresinde, iddiayı ve katılanın yüz felci geçirdiğini ilk kez polis merkezinde öğrendiğini, boşanmak istememesi nedeniyle senaryo uydurulduğunu beyanla suçlamaları kabul etmeyen sanık …’ın; kovuşturma evresindeki; “…katılan benim yanımda büyüyen evimizde elimde büyüdü, dershaneye kaydettirdiğim insandır, TC numarasını bilmeme zaten luzum yoktur, zaten öğrencilik zamanından beri kendisine baktım, büyüttüm, yetiştirdim, okuttuğum insandır, TC numarasını alıp da yapabileceğim herhangi bir şey yoktur, suçlamaları kabul etmiyorum” ve sanık … adına müdafinin; “…sanık müştekinin yengesidir, zaten katılana defalarca para göndermesi sebebiyle zaten TC’si elinde bulan insandır, sanık Mahin kendi eczanesinden de katılanın TC numarasına rahatlıkla ulaşabilir, sanıklara hazırlanmış komplodür…” biçimindeki savunmalarının aksine, sanıkların iştirak halinde hareket ettiklerine dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanık …’ın beraatine dair yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olup, tebliğnamedeki sanık …’a yüklenen eylemin kanıtlanmasından dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık … tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin usul ve yasaya aykırı olan beraat hükmünün bozulması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Katılan …’in ağabeyi … ile yengesi Mahın arasındaki boşanma davasının devam ettiği dönemde, katılanın yengesinin eczanesinde eczacı teknikeri olarak çalışan sanık …’ın, katılanın ağabeyine ait eczaneye giderek, buradaki iş yoğunluğunu fırsat bilip, katılanın ağabeyine ait eczanedeki bilgisayardan eriştiği katılana ait kişisel veri niteliğindeki T.C. kimlik numarasını bir kağıda yazarak, çalışmakta olduğu katılanın yengesinin eczanesine dönmesinin ardından, katılanın ağabeyine ait eczanenin çalışanı olan tanık …’in sanığın yanına gelip, söz konusu kağıdı onun elinden çekip aldığı iddiasına konu olayda;
Soruşturma evresinde kriminalistik uzmanı bilirkişiden alınan 01.05.2015 tarihli raporda kağıt üzerindeki rakamların sanığın elinden çıktığı ifade edilmiş ise de, sanığın aşamalarda isnat edilen eylemi gerçekleştirmediğine dair savunması ile katılanın ağabeyine ait eczanenin çalışanı olan tanık …’un; “…karşılıklı olarak ilaç alışverişi yapıyorduk, … eczaneye geldi, bilgisayarın başına geçti, takas işlemi yaptığını düşündüm, ekrana bakarak tc kimlik numarası yazdığını gördüm, üzerinde isim yazmıyordu, bende elinden almaya çalıştım, ancak vermedi, kamera kayıtları vardır, …’ı eczaneye biz çağırmadık kendisi geldi..” ve aynı eczane çalışanı tanık …’in; “……’un bana anlattıklarından sonra …’ın yanına konuşmak için gittim… eczaneni sorumlusu benim diyerek elinden zorla kağıt parçasını aldım… açıp baktığımda bir numara vardı, bu numaranın kime ait olduğunu sorunca … K.ya ait olduğunu … söyledi… kendi eczaneme gelerek TC numarasını girdiğimde bizim eczanenin sahibinin kardeşine ait… TC kimlik numarası olduğunu anladım…” biçimindeki anlatımları karşısında,
Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi amacıyla; adli emanete alınan kağıt üzerindeki rakamların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınarak, toplanan delillere göre, sanığa isnat edilen eylemin sübut bulduğu ve sanığın katılanın ağabeyine ait eczanedeki bilgisayardan katılana ait kişisel veri niteliğindeki T.C. kimlik numarasına erişip, kağıda yazdığı sonucuna varıldığı takdirde, eylemin teşebbüs aşamasında kalmayıp, tamamlandığı gözetilerek, sanığa, iddianamede talep edilen TCK’nın 35. maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanık hakkında TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülüp, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelere ve eksik incelemeye dayalı olarak sanığın CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık … hakkındaki beraat hükmünün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.