Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/8659 E. 2009/9928 K. 28.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8659
KARAR NO : 2009/9928
KARAR TARİHİ : 28.09.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.03.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı, davanın reddine savunmuştur.
Mahkemece, davalı adına kayıtlı 142 ada 9 parsel üzerinden, tapuda davacı adına kayıtlı 147 ada 9 parsel lehine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı … vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Somut olayda davacının mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu ortadadır. Ancak, lehine geçit hakkı tesis edilen 147 ada 9 parsel ile aleyhine geçit hakkı kurulan 142 ada 9 parsel arasında dere bulunmaktadır. Mahallinde yapılan keşiflerde dere üzerinde bulunan köprünün yıkıldığı, il çevre ve orman müdürlüğünün 24.12.2008 tarihli yazıları ile dere üzerine yeni bir köprü yapılması da olanaklı olmadığından mahkemenin tercih ettiği alternatifin kabulü söz konusu olamaz.
Dosyaya kadastro müdürlüğünce gönderilen 25.04.2008 tarihli krokide davacı parselinin güney batı istikametinde bulunan 6 parselin güneyinde yol bulunmaktadır. Yapılan keşiflerde bu alternatif üzerinde durulmamıştır. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca mahkemece yeniden keşif yapılarak özellikle sözü edilen alternatif değerlendirilmeli mümkün olmazsa bilirkişi raporlarında 2.seçenek olarak gösterilen güzergahtan geçit kurulması hususu ayrıntılı bir şekilde araştırılmalıdır.
Bütün bu yönler üzerinde durulmaksızın davanın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.