YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12539
KARAR NO : 2006/16645
KARAR TARİHİ : 21.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, davacı …’in kardeşi bulunan davalıya çeşitli tarih ve miktarlarda banka havaleleri ile toplam 13.721 DM’ yi borç olarak gönderdiklerini, davalının borcunu ödemekten kaçınması üzerine 12.10.1998 tarihinde gönderdikleri ihtar ile havale tarihlerine göre işlemiş 10.539 DM faiziyle birlikte 24.260 DM’nin ödenmesini istediklerini, davalının bu ihtara cevap vermemesi nedeniyle borçlu olduğunun kesinleştiğini ileri sürerek dava tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte toplam 24.486 DM’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların S.S. … … Yapı Kooperatifine üye olarak daire satın aldıklarını, kendisine havale edilen paraları bu kooperatife davacılar adına üyelik aidatı olarak ödediğini, davacılardan borç almadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların muhtelif tarihlerde davalıya toplam 13.721 DM havale ettikleri, 12.10.1998 tarihli 7 … süreli teyit mahiyetindeki ihtara davalının cevap vermemesi nedeniyle davalının temerrüde düştüğü ve borcun kesinleştiğinden bahisle 13.721 DM asıl alacak ve 10.765 DM işlemiş faiz toplamı 24.486 DM’nin tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalıya banka havalesi ile gönderdikleri 13.721 DM paranın ödünç olarak gönderildiğini iddia ederek karz hukuki ilişkisine dayanmışlardır. Davalı ise, gönderilen paranın kendisine ödünç verilmediğini, davacılar adına kooperatif aidatı ödenmek üzere gönderildiğini bildirerek gerekçeli inkarda bulunmuştur. Bu durumda davacıların,
davalıya gönderdiği paranın ödünç olduğunu yasal delillerle ispat etmesi gerekir. Havale kural olarak bir ödeme vasıtası olup makbuzlarda borç olarak gönderildiğine dair bir kayıt bulunmadığından gönderilen paranın ödünç olduğunu ispata yeterli değildir. Davacıların 12.10.1998 tarihli ihtarlarında verdikleri süre içinde davalının cevap vermemiş olması ancak alacağın ispat edilmesi şartıyla faiz başlangıç tarihi açısından davalıyı temerrüde düşürür. Yoksa böylesine bir ihtara cevap vermeme, borcun kesinleşmesi sonucunu doğurmaz. Davacıların dayandıkları karz hukuki ilişkisini ispata yeter yazılı delili yoktur. Olayda miktar itibari ile tanık dinlenemez ise de davacılardan E…. ile davalı kardeş olduklarına göre HUMK’nun 293/1 maddesi gereğince bu taraflar açısından tanık dinlenmesi mümkündür. Ne var ki mahkemece taraf tanıkları dinlenmiş ise de karar yerinde tanık beyanları değerlendirilip tartışılmamıştır. Ayrıca davacılar dava dilekçesinde sair deliller demek suretiyle yemin deliline de dayanmıştır.
Öyleyse mahkemece tarafların gösterdikleri tanık beyanlarının değerlendirilmek suretiyle, gerektiğinde davacıların davalıya yemin teklif etme hakları da hatırlatılıp bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile havale ve ihtara dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.