Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25546 E. 2012/26168 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25546
KARAR NO : 2012/26168
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, işsizlik ödeneğinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin işvereni tarafından 30.04.2009 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesince sona erdirildiğini, davacının fesih şekli karşısında işsizlik ödeneği bağlanması amacıyla bir aylık süre içinde davalı kuruma başvurduğunu, davalı işverenin fesih bildiriminde bulunmadığından talebin reddedildiğini, açtığı işe iade davasını kazanmasından ve kararın Yargıtay tarafından onanmasından sonra tekrar kuruma işsizlik ödeneğinden yararlanmak üzere mahkeme kararını ekleyerek başvurduğunu, davalı kurumun bir ay içinde işe başlatabileceği gerekçesiyle talebi bir ay süre ile beklettiğini, işveren tarafından davacının bir günlük sigorta giriş çıkışının yapılarak işe başlatılmaması üzerine kurum tarafından işsizlik ödeneği bağlatılmayacağının beyan edildiğini belirterek, işsizlik ödeneğinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, işsizlik ödeneğine hak kazanma şartlarının 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 51. maddesinde belirtildiğini, dava konusu olayda davacının 22.05.2009 tarihinde iş sözleşmesinin 30.04.2009 tarihinde sona erdirildiği belirtilerek işsizlik ödeneğinden yararlanmak için kuruma başvurduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının kontrolünde davacının iş sözleşmesinin sona erme sebebi olarak istifa kodunun kullanıldığının tespit edildiğini, davacının istifa etmesi durumunda işsizlik ödeneğinden faydalanamayacağını, bu nedenle talebin reddedildiğini, davacının 19.07.2010 tarihli dilekçesinde işverene karşı açtığı işe iade davasını kazandığını ve kararın Yargıtay tarafından onandığını belirterek ödenek talebinde bulunduğunu, davacının işe alınıp alınmayacağı yönünde işvereninden bilgi istendiğini, işveren tarafından kuruma gönderilen yazıda davacının da aralarında bulunduğu beş işçinin 05.08.2010 tarihinde işe başlatıldığının belirtildiğini, bunun üzerine davacının talebinin işe başlatılma sebebiyle reddedildiğini, davacı tarafından işveren tarafından bir günlük işe giriş çıkışının yapıldığı ifade edildiğini, davacıya bilgi olarak mevcut belgelere göre davacının işsizlik sigortası hizmetinden yararlandırılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının işe iade kararı sonucunda dava dışı Has Özel Güvenlik Şirketi tarafından işe iadesinin 05/08/2010 tarihinde sağlandığı aynı gün işten çıkışının aynı şirket tarafından yapıldığı anlaşılmakla beraber aynı işveren tarafından dört aylık boşta geçen süreye dair Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunulmadığı işveren tarafından işe giriş çıkış yapılmak sureti ile 4447 sayılı Kanun’un 50. maddesi gereğince işsizlik sigortasının ödenme şartlarından olan sigortalı davacının son yüzyirmi günlük prim ödemesinin yapıldığına dair bir tespite varılamadığı gibi, davacının 05/08/2010 tarihindeki işten çıkış sebebinin 51. madde sayılan sebepler arasında olduğu dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılamadığından bu duruma göre 4447 sayılı Kanun’un 50. ve 51. maddeleri gereğince işsizlik sigortasından davacının yararlanmayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının, iş sözleşmesinin 30.04.2009 tarihinde işverence feshi üzerine açtığı dava işe iade ile sonuçlanarak hüküm 14.06.2010 tarihinde onanmış, bu arada davacı işsizlik ödeneğinden yararlanmak için 22.05.2009 tarihinde kuruma yaptığı başvurudan red cevabı almıştır. Dava dışı işveren, davacıyı 05.08.2010 tarihinde işe başlatmış, kayden gerekli bildirimleri yapmış, ancak aynı gün işten çıkışını gerçekleştirmiştir. Dairemize yansıyan davacı ile benzer konumdaki işçilerin emsal nitelikteki dosyalarında, işverenin bu tarihteki işe başlatma ve aynı gün işten çıkarma işleminin usulüne uygun bir işe başlatma olmadığı kabul edilerek işçilerin işe iadeye bağlı alacaklarını hüküm altına alan mahkeme kararları onanmıştır. Bu durumda işçinin işe başlatılmadığı ve böylelikle davacının işe başlatılmamanın sonuçlarından olan boşta geçen süreye ait ücret alacağına da hak kazandığı tartışılmaz hale gelmiştir. 4447 sayılı Kanun’un 50. ve 51. maddeleri ile konuya ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için davacıya ödenmesi gereken işsizlik ödeneği miktarından dört aylık ücret alacağı mahsup edildikten sonra, varsa bakiye alacağın hüküm altına alınması gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.