Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/9206 E. 2006/13020 K. 05.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9206
KARAR NO : 2006/13020
KARAR TARİHİ : 05.10.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı Belediye ile encümen kararı gereğince 12.5.1999 tarihinde yaptıkları vekalet ücreti sözleşmesi uyarınca belediyeye ait …, dava ve icra takiplerini avukat olarak takip ettiğini, 28.3.2004 tarihinde yapılan mahalli idareler seçiminden sonra yine encümen kararı gereğince görevine son verildiğini, 2002 yılı aralık ayından 14.4.2003 tarihine kadar olan süre için yıllara göre avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden aylık ücret olarak hesaplanan 10.182.000.000 TL. alacağı bulunduğunu ileri sürerek alacağının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile imzalanan sözleşmede aylık 40.000.000 TL ücret belirlendiğini, bu sözleşme feshedilmediğine göre her yılki asgari ücret tarifesine göre ücret istenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, işveren yanında hizmet akti ile çalışan avukatın, vekil sıfatıyla takip ettiği işler ücretini, aralarında işçi işveren ilişkisi bulunduğundan hizmet aktinin gereği olarak Avukatlık Kanununa göre değil, … Kanununa göre isteyebileceği ve … mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli … mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve davacının dayandığı tarihsiz “ücret sözleşmesi” başlıklı sözleşmede; davacı avukatın, davalı belediyeye ait dava ve icra dosyalarını takip etmesi, belediyenin hukuki sorunlarına yardımcı olması, altı ayda bir takip ettiği dava ve işlerle ilgili rapor vermesi, aylık 35.000.000 TL. ücret ödenmesi, dava ve icra takiplerinde vekile takdir edilen ücretin avukata ait olması, avukatın başkaca ücret istemeyeceği, sözleşmenin başlangıç tarihinin, 12.5.1999 olduğu, kararlaştırılan ücretin 31.12.1999 tarihine kadar geçerli olduğu kararlaştırılmıştır. Bu sözleşme davalı belediye encümeninin 8.4.2004 tarihli kararı ile fesih edilene kadar uygulanmıştır.
Sözleşmenin hukuki niteliğinin belirlenmesi, ihtilafın çözümünde hangi mahkemenin görevli olduğunun tespitinde ve ihtilafın çözümünde gereklidir. Bunun içinde, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin kararlaştırma şekline göre Avukatlık yasasının 163 ve 164. maddeleri kapsamında kalan ücret sözleşmesi mi, yoksa Borçlar yasası kapsamında kalan ücret sözleşmesi olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. Hizmet sözleşmesinin belirleyici özelliği, belirli veya belirsiz bir süre için hizmet edimlerinin üstlenilmesi olduğu halde avukatlıkta vekillik ve ücret sözleşmelerinde edimin yerine getirilmesi asıl olup, bir süre söz konusu değildir. Hizmet sözleşmelerinde baskın unsur, hizmet sözleşmesi ile üstlenilen işin işverenin devamlı denetim ve gözetimi altında ve işverenin işyerinde ifa edilmesidir. Diğer taraftan avukatlıkta vekillik ve ücret sözleşmeleri belli ve muayyen dava ve işler için yapılıp, bu dava ve işler için ayrı ayrı ücret kararlaştırılmasını gerektirir. Hizmet sözleşmelerinde ise böyle bir sınırlandırma söz konusu değildir.
Somut olayımızda sözleşme süresiz ise de, belirli bir sonuç hedeflenmemiş ve avukatın yapacağı işlerde belirli ve muayyen olmayıp, genel deyimlerle belediyeye, dava ve icra dosyalarının takibi, hukuki yardım hizmetleri olarak belirlenmiştir. Bu haliyle sözleşme, borçlar kanunu kapsamında bir hizmet, hukuk müşavirliği hizmeti verilmesine ilişkin bir sözleşmedir. Tarafların sözleşmeyi avukatlık ücret sözleşmesi olarak isimlendirip nitelendirmeleri de sonucu değiştirmez. Zira sözleşmenin hukuki yorumu ve tavsifi HUMK. 76. maddesi hükmü gereği hakime aittir. Borçlar yasası kapsamında ve sözleşme serbestisi ilkeleri içinde düzenlenen hizmet sözleşmelerinde, tarafların hizmet karşılığını serbestçe kararlaştırabileceklerine, bu yasada, Avukatlık yasasında olduğu gibi ücret konusunda bir sınırlandırma olmadığına göre sözleşme geçerlidir. Geçerli olan bu hizmet hukuk müşavirliği sözleşmesinden doğan ihtilafları çözmeye genel mahkemeler mi, yoksa … mahkemeleri mi görevlidir. Diğer bir deyişle bu sözleşmeye göre davacı avukatın işçi sayılması ve … kanunu kapsamında kalması mı gerekir. Yukarıda da belirtildiği gib, … kanunu kapsamında kalması için davacı avukatın devamlı olarak davalı işyerinde ve onun gözetimi altında … görme edimini yükümlenmesi gerekir. Halbuki dosya kapsamından, davacı avukatın kendi müstakil bürosunda serbest avukat olarak çalıştığı, Ücretlerini düzenlediği serbest meslek makbuzu ile talep ettiği, davalı belediyece de ücretlerin tahakkuk müzekkeresi verile emri ile ödendiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca taraflar arasındaki hizmet hukuk muşavirliği sözleşmesi, 4856 sayılı … kanunu kapsamında hizmet akdi olmadığı gibi, davacıda işçi sayılmaz ve ihtilafın çözümünde … mahkemesi değil, Genel Mahkeme görevlidir. Mahkemece işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanıp değerlendirilerek, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şeklide görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklana nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 5.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.