Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4191 E. 2022/8973 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4191
KARAR NO : 2022/8973
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Mahkemece, taşınmazın uzun yıllardan bu yana kullanılmadığı, bu suretle zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı, ayrıca dava konusu taşınmaz ile mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, bu nedenle de çekişmeli taşınmazın mera olarak değerlendirilebileceği gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan değerlendirmenin dosya kapsamına uygun düşmediği, Mahkemece, 05.05.2014 tarihli duruşmada 28.05.2014 günü keşif yapılmasına karar verildiği ve yeni duruşma tarihi olarak 30.06.2014 gününün belirlendiği, ne var ki; belirlenen günde hava muhalefeti nedeniyle keşif yapılamaması üzerine taraflar hazır olmaksızın re’sen açılan 04.06.2014 tarihli celsede tarafların savunma hakkını kısıtlar şekilde 05.06.2014 tarihine keşif kararı verildiği, ispat yükümlülüğü üzerinde bulunan davacı tarafın delil listesinde bildirdiği tanıklara keşifte hazır olmaları için usulüne uygun davetiye tebliğ edilmediği, davacı tanıkları dinlenilmeksizin karar verildiği, 6100 sayılı HMK’nin 243. maddesi uyarınca taraf tanıklarına, keşif mahallinde hazır bulunmaları için tebligat çıkartılmasının ve HMK’nin 245. maddesi uyarınca da gerektiğinde zorla getirilmek sureti ile keşif mahallinde hazır bulundurulmalarının gerektiği açıklanarak, Mahkemece, tanıkların hazır edilmesi için davacıdan tebligat gideri ve tanıklık ücreti yatırmasının istenmesi, tebligatların ulaşma süresi de dikkate alınarak makul bir tarihe yeniden keşif günü tayin edilmesi, bundan sonra HMK’nin 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının davetiye ile çağrılmaları suretiyle mahallinde yöntemine uygun şekilde keşif yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu Erzurum ili Çat ilçesi Parmaksız Mahallesinde bulunan 121 ada 99 parsel taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 07.09.2018 tanzim tarihli raporda yer alan (A) ve (B) harfli, toplam 13087,06 m2 yüz ölçümü ile davacı … adına tarla vasfıyla aynı adanın son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Erzurum İli Çat İlçesi Parmaksız Mahallesinde bulunan 121 ada 99 parsel taşınmazdan geriye kalan 323.688,62 m2 yüz ölçümü ile aynı ada ve parsel numarası verilerek Mera vasfında tespitine, mera özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 121 ada 99 parsel taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 07.09.2018 tarihli raporda yer alan (A) ve (B) harfli toplam 13.087,06 m2 yüz ölçümü ile davacı adına tarla vasfıyla aynı adanın son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki; Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında mahallinde teknik ve ziraatçi bilirkişilerin katılımıyla yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan 17.09.2018 tarihli ziraatçi bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazda, A ve B harfi ile adlandırılan alanların çok uzun süredir (30 – 35) yıl kullanılmadığının, bu nedenle sınırlarının zayıfladığının, ekilip biçilemediğinden üzerinde meraya has bitkilerin geliştiğinin, toprak yapısının ağır bünyeli (killi) ve orta derin bir profil yapısına sahip olduğunun, tuzluluk, alkalilik gibi üretimi sınırlandıran olumsuzlukların olmadığının, ancak; taşınmaz üzerinde taşlılık ve çakıllılık problemlerinin olduğunın tespit edildiği açıklanmış; bozma öncesi alınan 27.06.2014 tarihli ziraat bilirkişi raporunda da, taşınmazın niteliğinin mera olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, dava konusu taşınmaz bölümlerini çevreleyen yerlerin mera parseli olduğu ve rapora ekli fotoğraflardan taşınmazda kullanımın olmadığı ve çekişmeli taşınmaz bölümlerinin mera vasfında oldukları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin mera vasfında oldukları ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalı Belediyeye iadesine, 09.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.