YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3077
KARAR NO : 2022/7047
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.11.2018 tarih ve 2017/10 E- 2018/1006 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2019/751 E- 2021/200 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin, petrol ofisi niteliğindeki taşınmaz için davalı şirket ile 04.10.2011 tarihli “Satış Çerçeve Protokolü” ve eki niteliğindeki “Bayilik Anlaşması’’ imzaladığını, imzalanan sözleşmeye ek olarak müvekkili tarafından davalı şirkete 650.000,00 TL tutarındaki 30.10.2014 tarihli 482622 numaralı teminat senedinin yanında 02690467 ve 02690468 numaralı iki adet çekin, vade ve miktarları boş şekilde imzalanarak davalı şirket yetkilisine teslim edildiğini, davacının yeterli teminatı olmasına rağmen, cari hesaptaki miktar bahane edilerek davalı tarafından akaryakıtsız bırakıldığını ve benzin istasyonunun atıl durumda kalmaya zorlandığını, davalıya verilen YKB 02690467 numaralı çekin 450.000,00 TL miktar üzerinden doldurularak tahsil edildiğini, davacının, verilen teminat senedi ile tahsil edilmeyen bakiye borcun tahsil edilmesini ve atıl durumda kalan benzin istasyonuna akaryakıt gönderilmesini istemesine rağmen bu talebin kabul edilmediğini, davalının ihtarname ile, davacıya 3 gün içinde vadesi gelmemiş borçlarını da ödenmesini aksi taktirde sözleşmeyi fesh edeceklerini bildirildiğini, sözleşmelerini haksız olarak feshedildiğini ve sözleşmede kararlaştırılan 200.000 USD tutarındaki cezai şartla birlikte günlük 500 USD fuzuli işgal tazminatını ayrıca sözleşme sonuna kadar ki mahrum kalınan kar miktarının da talep edildiğini ileri sürerek davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespitine ve YKB Tuzla Şubesi 2690468 numaralı çekin dava sonunda iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının, tüzel kişiliğini dava tarihinden önce kaybettiğini, dava açma ehliyeti bulunmadığını, davacının borçlarını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, satış yerindeki faaliyetini aksattığını, vadesi geçmiş borçları bulunduğundan haklı olarak sözleşmenin feshedildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; sıfat yokluğu, bir defi olmayıp hakkın subjektif kısmına ait olan bir itiraz sebebi olduğunu, davacının birleşme suretiyle tüzel kişiliği sona erdiği gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; Ticaret Sicili Gazetesi’nden, davacı İlerba Akaryakıt … Ltd. Şti.’nin, dava dışı Tektürk Petrol … Ltd. Şti. ile birleştiği ve birleşmenin 23.01.2015 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edildiği, davanın ise 28.01.2015 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı TTK’nun 136/4 maddesi uyarınca İlerba Akaryakıt … Ltd. Şti.’nin birleşmenin tescili ile varlığının sona erdiği ve dolayısıyla vekili ile olan vekalet ilişkisinin de son bulduğu, davacı vekilinin 28/01/2015 tarihli vekaletnamesinde, hem İlerba Akaryakıt … Ltd. Şti.’nin hem de Tektürk Petrol … Ltd. Şti.’nin vekil eden olduklarını beyan etmişse de, dava dilekçesinde sadece “Davacı” isminin yazılı olduğu kısımda değil, dilekçe içeriğinde de ‘’davayı İlerba şirketi adına açtık, daha sonrasında maddi hata olduğunu belirterek düzeltme dilekçesi sunduk” şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin, HMK’nın 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği talebi de bulunmayıp, davacının ismi ile ilgili olarak maddi hataya dayanılmış ise de, yukarıda belirtilen hususlara göre davacı isminin İlerba Akaryakıt Nak. Turz. Teks. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak yazılmasının HMK’nın 183. maddesi kapsamında maddi hata olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla mahkemece verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, satış çerçeve protokolü ve eki niteliğindeki bayilik anlaşması ile teminat olarak verilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı şirketin davadan önce dava dışı Tektürk … Ltd. Şti. İle birleştiği ve bu birleşme nedeniyle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf istemleri Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Dava dilekeçesinde davacı olarak gösterilen İlerba şirketinin, Tektürk şirketi ile birleşmesi kararının 23.01.2015 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil edildiği ve bu tescil kararının 29.01.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, dava dilekçesinde imzası bulunan Av. …’nun sunmuş olduğu 28.01.2015 tarihli vekaletnamede İlerba Akaryakıt … Ltd. Şti. ile Tektürk Petrol … Ltd. Şti. adına ayrı ayrı vekil kılındığı anlaşılmış olup, dava tarihinde İlerba Akaryakıt … Ltd. Şti.’nin birleşme nedeniyle tüzel kişiliği sona ermiş ise de, bu şirket Tektürk Petrol … Ltd. Şti. tarafından devralındığından, şirketin külli halefi olan Tektürk Petrol … Ltd. Şti.’nin davacı sıfatının bulunduğu ve kabul edilebilir yanılgıya dayalı olarak dava dilekçesinde davacı olarak İlerba Akaryakıt … Ltd. Şti.’nin davacı olarak gösterildiği anlaşılmış olup, bu durumda, mahkemece, HMK’nın 124/4. maddesi gereğince davacı vekilinin taraf değişikliği isteminin kabul edilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu karara karşı istinaf istemlerini esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre; davacı vekilinin esasa yönelik diğer temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.