YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/672
KARAR NO : 2009/1526
KARAR TARİHİ : 09.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.10.2001 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.9.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, yanlar arasında gerçek bir satış vaadi sözleşmesi bulunmadığını, davacının satış vaadine karşılık bedel ödemediğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 7340 parsel üzerindeki binanın 1 numaralı bağımsız bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten, dayanağını Borçlar Kanununun 22.maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmasında amaç bir taşınmazın satış işlemini yapmak değil, satış işlemi ileride yapılmak üzere ön akit düzenlemektir. İlerde yapılması kararlaştırılan sözleşme ise taşınmaz satışıdır. Satış vaadi sözleşmesine konu taşınmaz mülkiyetinin iradi olarak vaad alacaklısına geçirilmemesi halinde Türk Medeni Kanununun 716.maddesinden yararlanacak olan vaad alacaklısı mülkiyetin hükmen geçirilmesini mahkemeden talep edebilir. Mahkemenin kuracağı hüküm, aynı zamanda vaad borçlusunun satış iradesi yerine de geçecektir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde bulunması gereken asgari objektif unsurlar arasında sözleşme konusunun belirli olması da aranır. Zira, az yukarıda sözü edildiği üzere satış vaadi sözleşmeleri ileride bir taşınmaz satımı için yapılacak asıl sözleşmenin ön sözleşmesidir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 233 m2 yüzölçümündeki 7340 parsel sayılı taşınmazın tapuda halen arsa niteliğinde olduğu, mahkemece yerinde yapılan keşifte bu arsa üzerinde tripleks bir adet bina bulunduğu, binanın katlara ayrılmadığı saptanmıştır. Davada dayanılan 22.08.1997 günlü satış vaadi sözleşmesinde ise satışı vaad olunan bağımsız bölüm “yol cephesi olan 1 numaralı daire” olarak gösterilmiştir. Keşfen yapılan incelemede, yapıda böyle bir daire olmadığı saptandığından satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı yoktur. Dolayısı ile davacının mülkiyet aktarımına yönelik istemi dinlenemez. Ne var ki, satış vaadi sözleşmesi bir taahhüt işlemi olarak geçerli bulunduğundan davacı Borçlar Kanununun 96.maddesine dayanarak sözleşmenin ademi ifasından ötürü tazminat talebinde bulunabilir.
Yapılan bu hukuki saptamalara göre, sözleşmenin ifa olanağı bulunmadığından davacının mülkiyet aktarımı isteminin reddi yerine orta yerde yasalara uygun bir bina varmış ve bu binada bağımsız bölümler inşa edilmiş gibi hüküm altına alınması doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 09.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.