Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/6570 E. 2009/7293 K. 11.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6570
KARAR NO : 2009/7293
KARAR TARİHİ : 11.06.2009

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.08.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tahliye istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1542 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 4 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalı ile boşanmalarına ve tapu kaydındaki “aile konutu” şerhinin terkin edilmesine rağmen davalının bağımsız bölümü kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve bağımsız bölümün tahliyesini istemiştir.Davalı, çekişmeli bağımsız bölümün evlilik birliği içinde alındığını, katkı payı nedenine dayanarak 3/4 payın adına tescili istemiyle aile mahkemesinde dava açtığını savunmuş, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, evli olan tarafların 10.05.2005 tarihinde boşandıkları, tapu kaydındaki aile konutu şerhinin 21.09.2006 tarihinde terkin edildiği, davalının katkı payı nedenine dayanarak çekişmeli bağımsız bölümün 3/4 payının adına tescili istemiyle davacı aleyhine … 6.Aile Mahkemesinde 2005/847 Esas sayılı davayı açtığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Burada öncelikle davalının davacıya karşı hapis hakkını kullanıp kullanamayacağı üzerinde durulması gerekir. Türk Medeni Kanunu m. 950’de yapılan tanıma göre “hapis hakkı” bazı koşulların varlığı halinde alacaklıya yedinde bulunan borçluya ait bir malı iadeden kaçınmak ve alacağını tahsili için paraya çevirme yetkisi tanıyan hukuki bir teminat kurumudur. Hapis hakkının alacaklı tarafından kullanılmasında aranan koşullar ise; alacaklının borçluya ait eşyayı onun rızası ile elinde bulundurması (zilyet olması), alacaklının hapis hakkına esas teşkil eden alacağın muaccel olması, borçluya ait eşya ile alacak arasında bir bağlantının bulunması ve nihayet hapis hakkı kullanılmasının taraflar arasındaki sözleşme ile yasaklanmamış olmasından ibarettir. Hiç kuşkusuz, hapis hakkı kullanacak olan alacaklının ilişkinin başından hapis hakkının kullanıldığı ana kadar iyiniyetli olması da gerekir.Bu açıklamaların ışığı altında somut olaya bakıldığında; davalı, çekişmeli bağımsız bölümün evlilik birliği içinde satın alındığını, alımına 3/4 oranında katkısı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. … 6.Aile Mahkemesinin 2005/847 Esas sayılı dosyasında çekişmeli bağımsız bölümün alımına davalının katkısının olduğu kabul edildiği takdirde, bu alacağından kaynaklanan “hapis hakkını” yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davacıya karşı ileri sürebilecektir. Bu nedenle, … 6.Aile Mahkemesinin 2005/847 Esas sayılı dava dosyasının neticesi beklenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.Mahkemece, yapılan bu saptama üzerinde durulmadan davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.