Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/5796 E. 2007/7351 K. 24.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5796
KARAR NO : 2007/7351
KARAR TARİHİ : 24.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşme,tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatcında duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … ve vekili avukat … ile davacı vekili avukat İbrahim …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan olan alacağının tahsili için başlattığı icra takibi sırasında yapılan 11.6.2001 tarihli protokol gereğince davalı borçlunun borcunu ödemesi üzerine takibe konu senet aslını davalıya iade ettiğini, senedi … davalının söz konusu 5.8.1999 tanzim ve 15.12.1999 vadeli 9.000.000.000 TL. bedelli bu bononun, daha önce kendisine iade edilen tanzim tarihi olmayan, 15.12.1999 vadeli, 4.000.000.000 TL. bedelli olan bononun tahrif edilerek sahte olarak düzenlendiğinden ve bonodaki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle şikayetçi olması üzerine, Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, ceza yargılaması sırasında tarafların bir araya gelerek bir protokol düzenlediklerini, buna göre aralarında bir borç ilişkisi olduğu, herhangi bir sahteciliğin bulunmadığı, ancak davalının iftirası nedeniyle hakkında ceza davası açılması nedeniyle zarar görmesi ihtimali nazara alınarak davalının davadan ve şikayetinden vazgeçmesinden öte gerçekleri söylemesi karşılığında 1.2.2002 keşide tarihli ve 17.000.000.000 TL bedelli çeki davalıya verdiğini, ancak davalının bu protokole bağlı kalmayarak sonraki celseye gelmediğini, daha sonraki ifadelerinde tamamen protokole aykırı, aleyhine beyanlarda bulunarak kendisini zarara soktuğunu, tüm bunlara rağmen Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ettiğini, bu durumda protokol gereği verilen 17.000.000.000 TL.lik çekin bedelsiz kaldığı halde davalının çeki 3. şahsa ciro etmek suretiyle icra takibi yoluyla tahsil edilmesini sağladığını, haksız yere 41.000.000.000 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek bu miktar ile birlikte 1.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tahrif ettiği senet sebebiyle 11.6.2001 tarihinde 11.000.000.000 TL.nı tahsil ettiğini, ödeme yaptıktan sonra senet aslını aldığında miktar hanesinde tahrifat yapıldığını gördüğünü, ceza yargılaması sırasında kendisinden haksız yere tahsil edilen paralar karşılığında 17.000.000,000 Tl. bedelli çekin verildiğini, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ceza yargılaması sonunda verilen beraat kararının gerekçesinde, 9.000.000.000 TL. senetteki imzanın davalı eli ürünü olduğu, 4.000.000.000 TL.lık senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunun kuşkulu kaldığı, esasen 9.000.000.000 TL:senetteki imzanın açığa atıldığı yolundaki iddianın yazılı delille ispatı gerektiği sonucuna varıldığından beraat kararı verildiği, ceza mahkemesindeki kabul gereğince sahteciliğin bulunmadığının kabulü gerekeceği, gerçeğin mahkemede açıklanmasını temin için çek verilmesinin kanuna ve ahlaka aykırı sayılmayacağı, davalının anlaşmaya aykırı olarak bu yönde açıklama yapmaması nedeniyle 17.000.000.000 TL çekin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 41.000.000.000 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline, manevi tazminat şartları oluşmadığından fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının gerekçesine dayanılarak davacının senette sahtecilik yapmadığı ve bu nedenle gerçeğin açıklanmasını temin için verdiği senedi ödemesi gerekmediği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkeme kararının gerekçesine esas teşkil eden Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 2001/259 esas, 2002/66 karar sayılı beraat kararı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27.10.2005 tarihli ilamı ile, Müştekinin, sanığa olan borcuna karşılık 4.000.000.000 TL.lık bono imzalayıp verdiği, borcunun ödediğinde sanığın sahte olarak düzenlediği başka bir 4.000.000.000 TL.lık senedin üzerine iptal edilmiştir yazarak müştekiye iade ettikten sonra yedinde alıkoyduğu … senedi de tahrif ederek bedelini 9.000.000.000 TL.na yükseltip icra takibine koyduğu sabit olduğu halde dava açıldıktan sonra düzenlenen ve müştekinin bir an önce alacağını tahsil etmek maksadıyla imzaladığı anlaşılan protokole dayanılarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesinin yanlış olduğu belirtilmek suretiyle bozulmasına karar verilmiş, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/11 esas, 2006/116 karar sayılı kararı ile bu kez bozma üzerine yapılan yargılama sonunda davacı sanığın resmi evrakta sahtecilik yaptığı sabit olduğundan cezalandırılmasına karar verilmiş ve karar Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21.2.2007 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Kesinleşen ceza mahkemesinin kararı ile davacının sahte senet tanzim ederek davalıdan para tahsil ettiği ve davalının bu nedenle ödemek zorunda kaldığı paraların iadesi için ceza yargılaması sırasında protokol imzaladığı hususu kesinleşmiş olup ceza mahkemesince tespit edilen maddi vakıalar hukuk hakimini bağlar. O halde sahte senet nedeniyle davacının tahsil ettiği paraların iadesi amacıyla davaya konu 17.000.000.000 TL bedelli çekin davalıya verildiği ve bu çekin geçerli olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin kesinleşmeyen ve sonradan bozulan ilk kararının gerekçesine dayanılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 500 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 540.40 YTL’nın davacıya 553.500 YTL. nın davalıya istek halinde iadesine, 24.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.