YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20504
KARAR NO : 2022/9910
KARAR TARİHİ : 12.09.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; davacı vekilinin maddi tazminat taleplerini, aracın muhafaza altında kaldığı süreçte araçta oluşan hasar ve mahrum kalınan kazanç olarak açıklamış olmasına rağmen; mahkemece, davacının kazanç kaybına yönelik talebi yönünden gerekçeli kararda uyulan bozma ilamı da gözetilerek bir açıklama yapılmaması ve gerekçesiz karar yazılmasının, Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK. nun 297. maddesine aykırı olduğuna değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıya ait araçta kaçak akaryakıt taşındığının sabit olduğu gerekçesiyle aracı kullanamamaktan doğduğu iddia edilen kazanç kaybına yönelik talebin reddine, araçtaki değer kaybına yönelik talebin ise müterafik kusur indirimi yapılarak kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
24/11/2020 gün ve 31314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/3. maddesinde maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir. Bu durumda, açılan dava kısmen kabul kısmen reddedildiğine göre; davalı lehine reddedilen kısım üzerinden nisbi oranda vekalet ücreti takdir edilecek olup bu ücret de davacı yararına takdir edileni geçemeyeceğinden davalı yararına 3.679,50 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.
Yerel mahkemece, açıklanan bu düzenlemeye aykırı olarak, davalı yararına takdir edilen 29.192,44 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline dair verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na 31/03/2011 tarihli 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesiyle ilave edilen Geçici 3. madde hükmüne göre, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle hüküm fıkrası 5. bendinde avukatlık ücreti takdirine ilişkin “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 29.192,44 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,” şeklindeki sözcük dizelerinden “29.192,44” rakamları çıkartılarak yerine “3.679,50” rakamlarının yazılmasına, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddiyle kararın davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.