YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3228
KARAR NO : 2022/7048
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2017 tarih ve 2015/714 E- 2017/1102 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.02.2021 tarih ve 2018/890 E- 2021/204 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine dair 19.03.2021 tarihli ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya aradaki ticari ilişki nedeniyle ham kumaşları satıp teslim ettiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı olan müşterisi Akbulut Tekstil A.Ş.’ye satılmak üzere davacıya taş desen jakar imalatı yaptırdığını, bu jakarların müvekkili tarafından Arta Tekstil Ltd.Şti’ne boyatıldıktan sonra müşterisi Akbulut Tekstil Ltd.Şti.’ne gönderildiğini, müşteri olan şirketin her top kumaşa ayrı ayrı test yaptırınca kumaşın orjinal kumaş ile farklı olduğunu, gramaj tuşe ve özellikle likranın sorunlu olduğunun tespit edildiğini ve durumu müvekkiline bildirdiğini, yine müşteri tarafından test sonuçlarının davacıya gönderildiğini ve hatanın düzeltilmesinin istendiğini, aksi halde malların iade alınmasının iletildiğini, ancak davacının hatanın boyadan kaynaklandığını iddia ederek malları iade almadığını, bunun üzerine boyama işlemi yapan Arta Tekstil Ltd.Şti’nin de test yaptırdığını ve hatanın boyama işleminden değil kumaşlardan kaynaklandığının tespit edildiğini, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını, kumaş boyatmak için toplam 9.870,00 USD ödeme yaptığını, ayrıca Akbulut A.Ş’nin de 3.000 EURO ceza ile yaptırdığı test masraflarını müvekkilinden istediğini, konuyla ilgili olarak davacıya 13/06/2014 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, ancak davacının müvekkilinin zararlarını karşılamayacağını belirterek takip başlattığını, mallar üzerinde inceleme yapılmasını istediklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; tekstil mühendisi bilirkişinin dava konusu kumaşlardaki ayıbın test yapılarak anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, davalının muayene ve ayıp ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediği yolunda görüş bildirdiği, muhasebeci bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise davacının davalıdan alacaklı olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 33.762,74 USD’ye yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına ve davalının %20 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu kumaşlarda ayıp olduğu sabitse de, bu kumaşların boyama işlemleri yapıldıktan sonra 17/03/2014 ila 05/04/2014 tarihleri arasında davalı şirkete (müşterisine) teslim edildiği, davalının ise ilk olarak 27/05/2014 tarihinde e-maille ayıp ihbarı yaptığı, tekstil mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 15/11/2016 tarihli raporda, dava konusu kumaşlar ham olarak incelemeye sunulmadığından, kumaşlardaki atkı yönünde mukavemeti, aşınma dayanımı ve esneme – geri dönme ayıplarının Arta Tekstil Şirketinin mi, yoksa davacının kusuru sonucu mu oluştuğunun anlaşılamadığı, kumaşlardaki bu ayıpların test yapılarak anlaşılabilecek açık ayıplar olduğu belirtilmiş olup bilirkişi raporundaki açık ayıp olduğuna dair belirleme yerinde olmadığı, kumaşların davacının üretmesinden sonra ve henüz boyama işlemi yapılmadan önce muayene ettirmesi gerektiği, kumaşlarda ayıp bulunmakta ise de, bu ayıpların ham kumaş üretiminden mi, yoksa boyama işlemlerinden mi kaynaklandığı tam olarak anlaşılamadığı, 6102 Sayılı TTK’nun 23/1-c maddesinde öngörülen sürede de ayıp ihbarının yapılmadığı, alacak likit olup icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine, davacı taraf, davalı aleyhine USD üzerinden takip yapmış olup İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca hükmedilen icra inkar tazminatının TL üzerinden hükmedilmesi gerekirken USD cinsi üzerinden tahsiline imkan verecek şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle re’sen istinaf istemlerinin kabulü ile, davalı borçlunun Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü’nün 2014/16552 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 33.232,84 USD asıl alacak, 529,90 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.762,74 USD üzerinden asıl alacağa 3095 Sayılı Kanun’un 4/A maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına ödedikleri en yüksek faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20’si oranında (takip tarihindeki kur üzerinden hesap edilen) 15.379,60 TL icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin davacı talebinin reddine, yasal şartlar oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince ek karar ile, davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuş ise de; 2021 yılı için ön görülen temyiz kesinlik sınırı 78.630,00 TL olup hüküm altına alınan miktar kesinlik sınırı altında olduğu, hüküm altına alınan miktarın kesinlik sınırının altında kalan bir miktar olduğundan karar kesin olup temyiz kabiliyeti bulunmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Ek kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine kararın kaldırılması suretiyle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen 04.02.2021 tarihli kararın kesin olduğundan bahisle 19.03.2021 tarihli ek karar ile davalı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, dava değeri olan 34.156,08 USD’nin dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden değeri 93.855,34 TL olup, bu değer karar tarihindeki kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’den fazla olmakla davalı vekilinin 19.03.2021 tarihli ek kararın temyizi isteminin kabulü ile ek kararın kaldırılarak davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesi gerekmiştir.
2-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile 19.03.2021 tarihli ek kararın KALDIRILMASINA, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.936,91 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.