Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/6969 E. 2009/10256 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6969
KARAR NO : 2009/10256
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.03.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.02.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.09.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra glen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ehliyetsizlik ve muvazaa iddiasına dayalı tapu kaydındaki intifa hakkının terkin istemiyle açılmıştır.
Davalı muris Nurettin’in ikinci eşi olduğunu, murisin mülkiyetindeki 80 ada 11 sayılı parselde mevcut 32/300 paya iradi olarak intifa şerhi konulduğunu, murisin ehliyetli olduğunu, intifa hakkının da bedelli olarak tesis edildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece intifa konusu bedelle gerçek bedel arasında aşırı bir fark bulunduğu gerekçesiyle davalı lehine olan intifa hakkı şerhinin terkinine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 794. maddesine göre intifa hakkı sahibine konusu üzerinde tam bir yararlanma yetkisi sağlar. İntifa hakkının kaldırılmasının sebepleri ise yasanın 796.maddesinde sayılmıştır. Buna göre intifa hakkının terkini yasal intifa hakkı sebebinin ortadan kalkması ile, sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi yada ölümü gibi diğer sona erme sebepleri halinde mümkündür. Kuşkusuz Borçlar Kanununun genel hükümlerine dayanılarak da hak yolsuz tescil edilmişse terkini istenebilir.
Kısaca ifade etmek gerekirse; muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir iddiada bulunulmuşsa, mahkemenin dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarını Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturması gerekir. İntifa hakkının konusu olan değer ile sonradan saptanan değer arasında bir farkın bulunması muvazaada objektif unsuru ifade eder. Bunun dışında muvazaa iddialarında tarafların gerçek iradelerinin ne olduğu açığa kavuşturulmalı, bu şekilde intifa sözleşmesi ile diğer mirasçıların zararına bu sözleşmenin yapılıp yapılmadığının, murisle davalı arasında el ve iş birliği olup olmadığı sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda, intifa sözleşmesinin tarafları arasında diğer mirasçılara zarar verme iradesi mevcut delil durumuna göre kanıtlanamamıştır. İntifa bedelinin sözleşmede düşük gösterilmiş olması da tek başına muvazaanın kanıtı sayılmaz.
Davanın ortaya konulan bu sebeplerle reddi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 625.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 1.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.