YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8860
KARAR NO : 2009/9930
KARAR TARİHİ : 28.09.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, muris muvazaası sebebi ile dava dışı kooperatifteki üyelik hakkının miras payı oranında iptal ve tescili istemiyle açılmıştır. Davacı ıslah dilekçesinde dava konusu taşınmazın ferdileşme sonucu davalı adına tescil edildiğini belirterek davasını tapu iptal ve tescil şeklinde açıklamıştır.
Davalı, murisin kendisine yaptığı kooperatif hisse devrinin gerçek bir devir olduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Kural olarak, bir taşınmaz mülkiyetini nakleden sözleşmelerin satış amacı ile değil muvazaalı olarak yapıldığının ileri sürülmesi her zaman olanaklıdır. Kısaca ifade etmek gerekirse; muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir iddia ileri sürülmüşse, mahkemenin muvazaalı olarak yapıldığı ileri sürülen sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanılarak açıklığa kavuşturması gerekir. Zira bu gibi durumlarda taşınmaz satış (kooperatif üyelik hakkı devri) sözleşmesinin ivazlı (bedel karşılığı) yapıldığı değil, bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilir. Böyle olunca da uyuşmazlıkta 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama yeri bulur.Bu durumda mahkemece, sözleşmedeki gerçek amacın mirasçılardan mal kaçırmak olduğu ve sözleşmenin muvazaa ile illiyetli bulunduğu belirtildiğinden gerçek amacın saptanması için sözleşmenin yapıldığı tarihteki murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mal varlığına oranı, murisin temlikle elde edilecek satış bedeline ihtiyaç durumu ve bu bedelin makul kalacak bir sınırda olup olmadığı incelenerek, istem sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda değinilen hususlar gözardı edilerek davanın yasaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.09.2009 tarihinde oybirliği ile kara verildi.