Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/9465 E. 2016/11238 K. 26.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9465
KARAR NO : 2016/11238
KARAR TARİHİ : 26.09.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; muris …’in Sinop Noterliğinin 02/01/2003 tarihli düzenleme şeklinde vasiyetname ile … ili, …. Mahallesi, …mevkii, 5 pafta, 80 ada, 39 parselde kayıtlı zemin kat 1 nolu meskeni davacıya bıraktığını belirterek; vasiyetnameye konu taşınmazın müvekkili adına tescili suretiyle vasiyetnamenin yerine getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; vasiyetnamenin usulüne uygun olarak açılıp okunduğu, davalılar tarafından da yasal süre içinde vasiyetnamenin iptali ile herhangi bir dava açılmadığı, davalı kayyımının da davaya herhangi bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile … İli Merkez İlçe …Mah. …Mevkii 5 pafta 80 ada 39 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan zemin kat 1 nolu bağımsız bölümün Hasan oğlu … adına olan tapu kaydının iptali ile, … kızı….. d.lu, … T.C nolu, davacı … adına adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm birkısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; vasiyetnameye konu taşınmazın vasiyet alacaklısı olan davacı adına intikali ile vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
Vasiyetnamenin tenfizi davaları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.02.1991 gün, 648-65 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir ayni hakkın tesisi için değil, yalnızca Sulh Hukuk Mahkemesi’nce açılan vasiyetnamenin, TMK’nın 595 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tebliği işlemlerinin tamamlanmasından ve gerekli yasal sürelerin geçmesinden sonra herhangi bir itiraza uğramadığı ve iptalinin istenmediği bu nedenle de kesinleşmiş olduğunun tespiti içindir.

Diğer bir anlatımla, vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyetnamenin açılıp itiraza uğramadığı veya yapılan itirazların sonuçsuz kaldığının tespitinden ibarettir. Bu tespit başlı başına ayni bir hakkın geçirimini sağlamaz.
Vasiyetnamenin yerine getirilebilmesi için vasiyetnamenin açıldığının ve iptali için yasada öngörülen sürenin geçtiğinin belirlenmesi gerekir.
Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir.
Vasiyetnamenin iptali davası açılması halinde sonucunda verilecek hüküm, vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkin davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olduğundan, bir yıllık iptal davası açma süresi ve açılmış dava varsa sonucu beklenmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde, davaya konu vasiyetnamenin Sinop Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/431 Esas 2011/866 Karar sayılı dosyası ile açılmasına karar verilmiş ise de; tüm mirasçılara gerekçeli karar tebliğlerinin yapılmadığı ve mahkeme kararının kesinleştirilmediği anlaşılmakla vasiyetnamenin açılması dava dosyası henüz derdest dava hükmünde olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleştirilmeden ve vasiyetnamenin iptali davasının açılabilmesi için kanunda öngörülen bir yıllık süre geçmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.