YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8801
KARAR NO : 2006/14756
KARAR TARİHİ : 09.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı … avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalılardan … ve … ile kardeş olduklarını, hep birlikte satın adıkları … plaka sayılı traktörü en büyük kardeş olan davalı …’in eşi olan diğer davalı … adına kayıt ve tescil edildiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince traktörün 11.12.1999 tarihine kadar … tarafından kullanılmasının bu tarihten sonra kardeşler adına tescilinin kararlaştırıldığını, ancak, davalıların buna yanaşmadığını ileri sürerek, traktörü, kardeş olan taraflar adına tesciline mümkün olmadığı takdirde traktörün hisse oranı karşılığı 1.500.000.000 TL. ile 2.500.000.000 Tl. tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, traktörün devir ve tescili ile ilgili sözleşmenin şekil şartlarına uyulmadığı için geçersiz olduğunu, sözleşmede taraf olmayan …’e de husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, traktörün mülkiyetine ilişkin sözleşmenin resmi şeklide yapılmağı için geçersiz olduğu, kaldı ki tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmediği gerekçesi ile davanın reddine kara verilmiş: hüküm davacı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, … plaka sayılı traktörün kardeş olan taraflarca alındığını, ancak trafikte en büyük kardeş olan …’ in eşi olan diğer davalı … adına tescil olunduğunu, taraflar arasında imzalanan protokol gereği 11.12.1999 tarihinde traktörün kardeşler adına tescilinin sağlanması taahhüt edildiği halde bunun yerine getirilmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten de, davacılar … ve … ile davalılardan … ve … arasında düzenlenen ve itiraza uğramayan tarihsiz “Anlaşma Senedi” başlıklı belgede; … plaka sayılı traktörün davalı … adına trafikte tescil edilmiş ise de, esasen traktörün dört kardeşe ait olduğu, traktörü kullananın yakıtını karşılayacağı ve arızasını gidereceği belirtildikten sonra, 11.12. 1999 tarihinde bu sözleşmenin sona ererek traktörün ruhsatının dört hisse sahibi adına olacağı kararlaştırılmıştır.
Bir davada tarafların ileri sürdükleri maddi vakıaların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulup uygulanmak HUMK 76. maddesi hükmü gereği doğrudan hakimin görevidir.
Taraflar arasındaki ihtilafın çözümü için, hukiki ilşkinin niteliğinin doğru olarak tespiti zorunludur. Gerek taraflar arasındaki sözleşme ve gerekse tüm dosya kapsamından, taraflar arasındaki ilşkinin adi ortaklık olduğu açık ve belirgindir. Adi ortaklık sözleşmelerinde ortaklar emek ve sermayelerini ortak bir amaç için birleştirirler, aralarında sıkı ve güvene dayanan bir … birliği oluşur. Adi ortaklığın kendine has bu durumu nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etmek, ortakları zarara uğratmamak yükümlülüğü altındadırlar. Gerçekte de ortaklar, ortaklığa ait bütün kazançları, aralarında taksim etmekle yükümlüdürler. (Bk. 526 md.) Ortaklarından hiç birisi kendi hesabına ortaklığın amacına aykırı ve zararlı işler yapamaz. (Bk. 526 md.) Ortaklardan her biri ortaklık işlerinde dikkat ve … göstermeye mecbur olup, diğer ortaklara karşı kendi kusuru ile sebebiyet verdiği zararları, ortaklığa diğer işlerde sağladığı yararları ile mahsup ettirmeye … olmaksızın gidermekle yükümlüdür. (Bk.528 md.) Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Sözleşme veya karar ile yönetim yetkisi birine bırakılmamış ise ortaklık işlerinin yönetimi bütün ortaklara aittir. Bu durumda ortaklardan her biri, diğer ortakların iştiraki olmaksızın muamele yapabilir. Ancak olağan işlerin üstündeki önemli tasarrufların yapılması için bütün ortakların oybirliği gerekir. (B.k. 525 md.) Ortaklığı idare eden ortak ile diğer ortaklar arasındaki ilişkinin vekalet hükümlerine tabi olduğu, ortaklardan biri yönetim hakkına sahip olmadığı halde ortaklık hesabına hareket eder, yahut ortaklığı yöneten ortak yetkisini aşarsa,vekaleti olmadan başkası namına tasarruf edenler hakkındaki hükümlerin uygulanacağı Bk. 530. maddesinde belirtilmiştir. Ortaklık geliri henüz taksim edilmeden onun üzerinde bütün ortakların iştirak halinde mülkiyet hakları vardır. Bir ortak ortaklık gelirini paylaştırmadan kendi namına ve hesabına , daha doğrusu kendi yararına bir taşınmaz satın
alsa bile Bk. 530 maddesi uyarınca vekaleti olmadan diğer ortaklar namına tasarrufta bulunmuş sayılır ve Bk. 414 maddesi hükmü gereği diğer ortaklar yapılan işten hasıl olan yararları temellük hakkına sahiptirler. Y.H.G.K 1991/13-76 E. 1991/199 K. Sayılı ilamında da bu hususlar geniş bir şekilde açıklanmıştır. Adi ortaklıkla ilgili bu … hükümler karşısında resmi şekil şartının aranmasına, tapu kaydına veya trafik kaydına karşı aynı derecede, kuvvette bir yazılı delil aranmasına gerek yoktur. Resmi şekil şartı ancak tapulu bir taşınmazın veya trafikte kayıtlı aracın mülkiyetinin sermaye olarak ortaklığa konulması halinde söz konusu olur. Öyle olunca mahkemenin trafik kaydına itibar etmek suretiyle ve resmi şekilde yapılmadığı için taraflar arasındaki sözleşmeyi geçersiz kabul ederek sonuca varması isabetli olmamıştır. Davalılardan … diğer davalı … in eşi olup kardeşler arasındaki bu hukuki ilişkiyi bilmemesi hayatın olağan akışına uygun düşmez. Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu gibi hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olp bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 9.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.