YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6883
KARAR NO : 2009/7524
KARAR TARİHİ : 15.06.2009
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.02.2008 gününde verilen dilekçe ile men’i müdahale ve eski hale iade istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir.Davalı, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.Hükmü, davacı temyiz etmiştir.Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek … ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;Davacı vekili, 122 ada 1 parsel A blok 1 nolu bağımsız bölüm maliki olan davalının, 1 nolu bağımsız bölümüne arkadan çıkma yaparak müvekkilinin girişini kısmen kapadığını, ön balkonunu odaya çevirdiğini, evindeki kiriş ve kolonların bazılarını keserek binanın statiğini bozduğunu belirterek davalının proje dışı yaptığı inşaat ve tamiratların kal’ini ve dairenin eski hale getirilmesini istemiştir. Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu sitenin plan ve projesi bulunmadığından, projeye aykırılıktan söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Hükme esas alınan 18.07.2008 tarihli bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda; taşınmazın projesi temin edilemediğinden projeye kıyasla tespitinin yapılamadığı, davalının 1 nolu dairenin girişini kapatarak tuvaletini genişlettiği, genişleme sonucu davacıya ait 2 nolu dairenin girişinin kısıtlandığı, 1 nolu dairenin balkonunun kapatılarak yeni girişinin balkondan yapıldığı, mutfak kirişinin olağan uzunluğundan 1.10 m lik bölümünün olmadığı bildirilmiştir. Ancak bilirkişi raporlarında; davalı tarafın evine yapmış olduğu eklentilerin komşuları olumsuz etkileyecek taşkın kullanma sayılıp sayılamayacağı, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan, komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek … ve eylemler olup olmadığı, aşırı kullanmayla zarar arasında illiyetin mevcut olup olmadığı, zarar var ise bu zararın ne şekilde giderilebileceği hususları üzerinde durulmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken …; yeniden uzman bilirkişi marifetiyle yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda yeniden keşif yapmak, keşif neticesi tanzim olunan oluşa uygun uzman bilirkişi raporuna göre karar vermeolmalıdır. Değinilen bütün bu yönler bir yana bırakılarak, somut olaya uymayan bilirkişi raporlarına dayalı olarak bazı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.