YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9820
KARAR NO : 2006/14761
KARAR TARİHİ : 10.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak, tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının ihale ile satışa çıkardığı taşınmazı satın aldığını, 24.9.2001 tarihinde satış bedeli 1.180.000.000 lirayı ödeyerek tapuda adına da tescil edildiğini, ancak dava dışı üçüncü şahsın açtığı dava sonucu taşınmazın adına olan tapusu iptal edilerek elinden alındığını bildirip, satış bedeli olarak ödediği 1.180.000.000 lira, mahkeme masrafı olarak ödediği 250.000.000 lira ile tapu masrafı olarak ödediği 36.700.000 liranın, ödeme tarihlerinden itibaren faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalıdan satın aldığı tapulu taşınmazın tamamen zaptı nedeniyle tazminat istemi ile açılmış olup, yasal dayanağı BK. 217.maddesi delaletiyle 189 ve devamı maddeleridir.
Davalı idarenin ihale ile satışa çıkardığı, … İlçesi Pınarlar köyünde kain 114 ada 14 parsel sayılı taşınmazın, davacı tarafından satın alındığı ve satış bedeli 1.180.000.000 lira ödenerek 24.9.2001 tarihinde tapuda da davacı adına tescil edildiği, ancak dava dışı Nazife Şimşek’in açtığı … asliye hukuk Mahkemesinin 2002/14 esas , 2003/42 karar sayılı dava dosyası ile taşınmazın davacı adına olan tapusun iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay’ca da onanarak kesinleştiği, taşınmazın bu şekilde davacı elinden zapt edilerek alındığı, davacının aleyhinde açılmış olan bu tapu iptal ve tescil davasının, satıcı olan bu davanın davalısına ihbar edilmediği, dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi, taraflar arasında da çekişmesizdir.
Davalının, tapu iptal ve tescil davası kendilerine ihbar edilmediğinden, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğuna dair savunması kabul edilerek, BK. 190/son maddesi hükmüne dayanarak mahkemece dava red edilmiştir. Borçlar kanununun 190. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, davanın ihbar edilmemesi sorumluluğu satıcıya isnat edilemeyen hallerde, satıcı kendisine zamanında haber verilmiş olması farz ve taktirinde ne derecede daha müsait bir neticei hükmiye istihsal edebileceğini ispat ederse, sorumluluktan o derece beri olur. Yani üçüncü kişinin alıcı aleyhine açtığı davanın, alıcı tarafından satıcıya ihbar edilmemesi, satıcıyı sorumluluktan kurtaramaz. Satıcı ancak, üçüncü kişinin alıcı aleyhine açtığı davayı bizzat takip etse idi, ne yolda ve ne derecede daha elverişli bir hüküm elde edebileceğini ispat ettiğinde sorumluluktan kurtulur. Aksi takdirde alıcının ödediği satış parası ile yaptığı masrafları ödemek zorundadır.
Dava konu taşınmazın toprak Tevzi Komisyonunca yapılan belirtmeye istinaden 18.4.1963 tarihinde senetsizden hazine adına tapuya tescil edildiği, daha sonraki kadastro çalışmaları sırasında da yine bu oluşan 18.4.1963 tarihli tapuya istinaden kadastro tutanağının hazine adına düzenlendiği,tutanağında 22.12.1994 tarihinde kesinleşerek hazine adına tapu kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Tapu iptali ve tescil ile ilgili görülen ve dava dışı Nazife tarafından hazine aleyhine açılan önceki davada mahkemece, taşınmazın 1938 yılından itibaren ve halen davacı ve seleflerinin zilyetliğinde olduğu, hazine adına ilk tapunur oluştuğu 1963 yılı itibariyle davacının taşımazın mülkiyetini kazandığı, hazine adına oluşturulan tapunun yolsuz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağı 22.12.1994 tarihinde kesinleştiğine, tapu iptal tescil davası da, kadastro tespitinden önceki sebeplere dayanarak 14.3.2002 tarihinde açıldığına ve davacı 22.12.1994 tarihinde oluşturulan tapu siciline güvenerek taşınmazı satın aldığına göre, kadastro kanununun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre taşınmazın kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten işlemeye başlayacağından dolmamıştır. Esasen bu süre, hak düşürücü süre olduğundan mahkemece de resen nazara alınacak bir husustur. Satıcı olan davalı hazineye, tapu iptal ve tescil davası ihbar edilse dahi sonuç değişmeyecektir. Öyle olunca davalının savunması yerinde değildir. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Mahkemece aksi düşüncelerle, BK 190/son maddesi yanlış yorumlanarak, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.