YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6736
KARAR NO : 2009/7466
KARAR TARİHİ : 15.06.2009
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.04.1986 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 25.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, güneyi ve batısı mera olan 473 parsel sayılı taşınmazın kadim mera olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davayı takip etmemişlerdir.Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 473 sayılı parselde fen bilirkişisi ..’un krokili raporunda; “A” harfi ve kırmızı renkle gösterdiği 2200 m2’lik yerin tapusunun iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek davacı … Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, fazlaya ilişkin istem reddedilmiştir.Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Somut uyuşmazlıkta, davacı Hazine çekişmeli taşınmazın mera olduğunu iddia etmiştir. Yapılan yargılama neticesi dava konusu taşınmazın yukarıda belirtildiği üzere 2200 m2’lik kısmının mera olduğu saptandığına göre; 3402 sayılı Kadastro Kanununun16/B maddesi hükmü gereğince bu kısma ilişkin sınırlandırma yapılarak parsel numarası verilip, bu niteliği ile özel siciline yazılması gerektiği halde; mahkemece “tapuya kayıt ve tesciline” denilmek suretiyle tescil hükmü kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; HUMK.nun 417. maddesindeki açık hüküm karşısında davanın kısmen kabul, kısmen reddedilmesi durumunda, yargılama giderlerinin kabul ve ret oranlarına göre denetime elverişli bir şekilde hükümde gösterilmesi gerektiği halde; mahkemece “yargılama giderlerinin kabul ve ret oranlarına göre davacı taraf ve davalılar üzerinde bırakılmasına” denilerek duraksamaya yer verecek biçimde hüküm tesisi isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2). bent uyarınca hükmün BOZULMASINA, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.