YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16026
KARAR NO : 2008/329
KARAR TARİHİ : 24.01.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili tarafından, davalılar … … vd. aleyhine 13.11.2002 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalılardan … … hakkındaki davanın kabul nedeniyle kabulüne; diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair verilen 07.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, biçimine uygun düzenlenmiş 15.2.2002 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan … davayı kabul etmiş, diğer davalılar bakım borçlusu davacının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin muvazaalı düzenlendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı …’in davayı kabul etmesi nedeniyle 436 parselin kaydının iptali ile 1/2 paylı davacı adına tesciline, bakım borçlusu davacı edimlerini yerine getirmediğinden taşınmazdaki 1/2 paya yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, kaynağını Borçlar Kanununun 511 v.d. maddelerinden alır. Bu sözleşmeyle bakım borcuna karşılık bir taşınmazın mülkiyetinin devredileceği kararlaştırılmış ise bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları bakım borçlusuna mülkiyeti geçirme borcu yükümlenir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sözleşmeye dayanılarak kaydın hükmen intikali dava edilebilir. Kuşkusuz, bakım borçlusunun bakım gözetmek yükümlülüğü bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp ikametgah temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Diğer taraftan da, bakım borçlusu yükümlülüğün yerine getirirken aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu sosyal durumuna ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır.
Ne var ki, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları B.K.nun 517.maddesinde açıklanmış, sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ölünceye kadar bakma ilişkisi çekilmez olmuşsa veya başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hale gelmişse taraflardan her birine tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma, hatta karşı tarafın kusurlu olması durumunda tazminat isteme hakkı tanınmıştır. O halde, yükümlülüklerin bakım borçlusu tarafından yerine getirilmemesi durumunda fesih hakkı bakım alacaklısı tarafından kullanılabilir. Bu hak bakım alacaklısı tarafından kullanılmamışsa, onun sağlığında kullanmadığı bu hakkı dava aşamasında mirasçılarının ileri sürmesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağından dinlenemez.
Somut olayda da, 15.2.2002 günlü ölünceye kadar bakım sözleşmesinin alacaklısı olan davalıların miras bırakanı … … davacı bakım borçlusunun bakım gözetme ödevini yerine getirmediğini sağlığında ileri sürerek B.K.nun 517.maddesindeki haklarını kullanmadığından bakım alacaklısının bir kısım mirasçıları tarafından ileri sürülen iddianın dinleme olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece Borçlar Kanununun 517.maddesindeki açık hükmü gözardı edilerek davacının bakıp gözetme ödevini yerine getirmediğinden söz edilip istemin kısmen hüküm altına alınması doğru değildir. Kaldı ki, mahkemenin kabulünün aksine davacının 15.2.2002 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yapılmasından çok önce de gerek miras bırakan … ’a gerekse onun eşi davalı …’e baktığı bir kısım tanıklar tarafından ifade edilmiştir. Mahkemenin bu anlatımda bulunan tanık sözlerine hangi gerekçelerle itibar etmediğini karar yerinde tartışmaması da yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yayarına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.01.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.