Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/13660 E. 2009/1695 K. 12.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13660
KARAR NO : 2009/1695
KARAR TARİHİ : 12.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.10.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 10.02.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ….geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. doSya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, satış bedelinden ödenmeyen bir kısım alacağı kaldığını edimini yerine getirmeyen davacının karşı edimi isteyemeyeceğini açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Davada dayanılan 03.04.2006 tarihli sözleşme biçimine uygun düzenlenmiştir. Sözleşmede bedelin 163000 Euro olarak kararlaştırıldığı bunun 100.000 Eurosunun ödendiği 63.000 Eurosunun 30.09.2006 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, tapunun da aynı tarihte verileceğinin hükme bağlandığı görülmektedir. İcra dosyasından ise vaad borçlusu Nezahat Bayraktan’ın satış bedelinden ödenmeyen 63.000 Euro ile işlemiş faizinin tahsilini teminen takibe giriştiği takip talepnamesinde seçimlik yetkisini kullanarak alacağını Türk Lirası üzerinden talep ettiği anlaşılmaktadır. İcra
takip talepnamesinde istenilen asıl alacak tutarı 63.000 Euronun karşılığı olarak 66.930 Euronun Türk parası karşılığı 114.697.94 Lira takip dosyasına aktarılmıştır.
Burada hemen belirtilmelidir ki para borcunu yerine getirmeyen borçlu temerrüt (gecikme) faizi ödemek zorundadır. Borçlunun temerrüt faizi ödemesi için taraflar arasında bir sözleşme bulunması da gerekmez. Para borçlarında söz konusu olan temerrüt faizi bir yandan alacaklının parasını borçlunun elinde bulundurması nedeniyle kullanıp değerlendirme imkanından yoksun kalmasından doğan zararın giderilmesi diğer yandan da karşılıksız kredi sağlayan sebepsiz zenginleşen borçlunun bu zenginleşmeyi iade etmesi düşüncesine dayanır. Temerrüt faizinin niteliği gereği alacaklının uğradığı gerçek zarar karşılığı olarak da algılamamak gerekir. Çünkü temerrüt faizi alacaklı bir zarara uğramasa dahi ödenmesi zorunlu ek bir borçtur. Borçlu alacaklının temerrüt sebebiyle daha az bir zarara olduğunu ispat ederek de faiz ödemekten kurtulamaz.
Faiz alacağına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Borçlar Kanununun 101. maddesi hükmü gereğince kural olarak; muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile direngen hale gelir. Ancak anılan hükmün 2. fıkrasına göre borcun ifa edileceği günü taraflar ortak olarak kararlaştırılmışsa sırf bu günün gelmesiyle ayrıca ihbar olmaksızın borçlu temerrüde düşer alacaklı da faiz alacağını istemeye hak kazanır. Olayda, davada dayanılan 03.04.2006 günlü sözleşme ile taraflar kalan 63.000 Euro alacağın ödenmesi için ittifakla 30.09.2006 tarihini kararlaştırıldıklarından satış vaadi alacaklısı bu tarihte temerrüde düşmüştür. Dolayısıyla vaad borçlusu 30.09.2006 tarihinden icra takibinin yapıldığı 06.09.2007 tarihine kadar işlemiş faiz talep etmekte haklıdır.
Bütün bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; davalının açıklanan tarihler arasındaki işlemiş faiz alacağını lüzum ederse bilirkişi incelemesi yaptırarak bulmak, bu alacağı da davalıya ödenmek üzere icra dosyasına depo ettirilmesini sağlamak ancak bundan sonra tescil hükmü kurmak olmalıdır.
Mahkemece yapılan bu açıklamalar bir yana bırakılarak davacının öncelikli edimi olan sözleşme bedelini ödemek borcunu bütünüyle yerine getirmediği gözden kaçırmak suretiyle istem yazılı olduğu şekilde hükme bağlandığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklana nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, 625 Lira Yargıtay duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın isek halinde yatırana iadesine, 12.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.