Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2964 E. 2021/1283 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2964
KARAR NO : 2021/1283
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.12.2017 tarih ve 2014/113 E. – 2017/740 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2019 tarih ve 2018/1150 E. – 2019/355 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine verilen temyiz dilekçesinin reddine dair 14.05.2019 tarihli ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 50.000.-TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 14.05.2019 tarihli ek kararda, dava değerinin, 2019 yılı kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’yi aşmadığı gerekçesiyle davacının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili HMK’nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 346/2. maddesi uyarınca bir hafta içerisinde temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, ek kararın dayandığı gerektirici sebeplere temyiz olunan miktarın 6100 Sayılı HMK 362/1 – a maddesinde öngörülen kesinlik sınırları içerisinde bulunmasına göre ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile HMK 370/1 maddesi gereğince ek kararın ONANMASINA, HMK 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 29,50 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine,16.02.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

14.03.2014 dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 107/1 maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenmeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği” düzenlenmiştir.
Davacı, 109.056,00 m2 mesahalı tarlasına çekirdeksiz karpuz ekmek istediğini, davalılardan tohum temin ettiğini, hasat zamanı mahsulün çekirdekli karpuz olduğunun görüldüğünü, çekirdekli karpuzun çok ucuz olması nedeniyle satılamadığını, ürünün tarlada çürüdüğünü, zararın ancak yapılacak keşif ve bilirkişilerce belirlenebileceğini bildirerek, 50.000,00 TL asgari değer göstermek suretiyle davayı HMK 107 maddesinde ifade edilen belirsiz alacak davası olarak açmıştır.
Davadan önce yapılan delil tesbiti sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, ekimi yapılan karpuzun çekirdekli olduğu, hasat zamanının geçtiği, tarladan ortalama 763.392 kg karpuz elde edilebileceği bildirilmiş, davacının iddia olunan zarar miktarı yönünden bir hesaplama yapılmamıştır.
Yargılama sırasında düzenlenen 25.01.2016, 21.06.2016 ve 07.06.2017 tarihli raporlarda teknik açıdan ve tarafların sorumlulukları yönünden inceleme yapılmış, bu raporlarda da iddia olunan zarar miktarı yönünden bir değerlendirmeye gidilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 5553 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde düzenlenen 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle dava red edilmiş,
Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiş,
Davacının temyiz başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesi’nin 14.05.2019 tarihli ek kararı ile red edilmiştir.
Davacı, 14.05.2019 tarihli ek kararı temyiz etmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere davacı, davasını HMK 107/1 maddesine uygun şekilde belirsiz alacak davası olarak açmıştır.
Davacıdan alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesini kendisinden beklemek mümkün değildir.
Gerek tesbit bilirkişi raporunda gerekse yargılama sırasında bilirkişilerce düzenlenen raporlarda davacının iddia ettiği zararı miktar olarak belirlenmiş de değildir.
Belirsiz alacak davasında ve iddia olunan zararın miktar olarak belirlenmediği bir durumda, dava dilekçesinde HMK 107/1 maddesine göre gösterilmek zorunda kalınan 50.000,00 TL değerin, dava değeri olarak kabul edilmesi veya davanın kısmî dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı, HMK 107 maddesi gereğince kesin olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz istemini red etmesi hukuka aykırıdır.
Bu halde davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının kaldırılarak, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararın esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.