Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/16238 E. 2008/358 K. 25.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16238
KARAR NO : 2008/358
KARAR TARİHİ : 25.01.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.09.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 9591 parsel sayılı taşınmazı için davalıya ait 9751 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulması isteminde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Eldeki davada da, davacı geçit ihtiyacı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak, davacıya ait taşınmazın paftasında yapılan incelemede, doğu sınırının yola cepheli olduğu ve yola bağlantısının taşınmazı üzerindeki binalar ile kapatıldığı, bu nedenle davalı taşınmazından geçit hakkı tesisi istediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının mutlak ya da nisbi geçit ihtiyacının varlığından sözedilemeyecektir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Hal böyle olunca, davacının kendi eylemi ile yola cephesini kapattıktan sonra komşu taşınmazdan geçit hakkı tesisi istemesinin komşuluk hukuku ilkeleri ve bunun doğal sonucu olarak da fedekarlığın denkleştirilmesi ilkesi ile bağdaştırmak olanaklı değildir. Mahkemece, davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, geçit irtifakı taşınmazların leh ve aleyhine kurulacağından hüküm de leh ve aleyhine geçit kurulan taşınmazların açıkça belirtilmesi gerekirken hüküm fıkrasında yararına geçit kurulan taşınmaz belirtilmemiş, böylece HUMK.nun 388.maddesine de aykırı şekilde infazda tereddüt yaratacak nitelikte hüküm tesis edilmesi de ayrıca usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.01.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.