YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2038
KARAR NO : 2009/2996
KARAR TARİHİ : 11.03.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.05.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise satış bedelinin istirdadı ve cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı yüklenici, satışın doğru olduğunu, diğer davalı …’a tapuda yapılan satışın alınan borç paranın teminatına karşılık yapıldığını, davalı … ise iyi niyetli olduğunu savunmuştur. Arsa sahibi davalılardan Abdülkadir sözleşmenin ifa ile sonuçlandığını belirtmiştir.
Mahkemece, tapu kayıt maliki Kazım’ın kötü niyeti kanıtlanmadığından dava reddedilmiş, davacının ikinci kademedeki istemleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzeninin sağlanması düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.
Belirtilen ilke, TMK’nun 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddesinde “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplam düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Somut olayda; kayıt malikinin mülkiyeti satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan hakkın bertaraf edilmesi kastiyle kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüşse, malikin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi olup olmadığı yönü üzerinde durulmalıdır. Bu gibi davalarda önemli olan, mülkiyet hakkı sahibinin yüklenicinin temliki işlemini bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının saptanmasıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında ;
Davada dayanılan adi yazılı düzenlenmiş 07.01.2002 günlü sözleşme alacağın temlikine ilişkindir. Kısaca bir tanımlama yapmak gerekirse alacağın temliki; borçlunun rızası gerekmeksizin eski alacaklı ile yeni alacaklı arasında yapılan yazılı şekil koşuluna bağlı bir akittir. Temlik işleminin yeni alacaklı bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı kuşkusuzdur. Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre, davacının yapılan temlikten sonra çekişme konusu 9 numaralı bağımsız bölümde oturmaya başladığı, davanın açıldığı 27.03.2006 tarihinde de aynı bağımsız bölümde oturmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalılardan Kazım’a tapuda satış 02.07.2002 tarihinde yapılmış, kayıt maliki olan davalı davanın açıldığı tarihe kadar 9 numaralı bağımsız bölüm üzerinde muaraza çıkarmamıştır. Bu haliyle kayıt maliki olan davalı …, davacıya yapılan temlik işlemini bilen veya bilmesi gereken kişidir. Dolayısı ile, kendisine tapuda yapılan satışın davacının haklarını bertaraf etmek amacı güttüğü olayların akışından izlenmektedir. Kötü niyetli malike yapılan satış işlemi kendisine bir hak sağlamayacağından, mahkemece davacının mülkiyet aktarımı isteminin kabulü yerine somut olaya ve dosya kapsamına uygun düşmeyen bazı gerekçelerle bu istek reddolunduğundan karar bozulmalıdır.
Kabule göre de;
Davadaki ikinci kademedeki istek hakkında hüküm kurulmaması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.03.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.