YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6077
KARAR NO : 2009/7347
KARAR TARİHİ : 11.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, hasımsız olarak 26.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydındaki satış vaadi şerhinin terkininin istenmesi üzerine … ve …’ın davaya dahil edilmesinden sonra yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, hasımsız olarak açtıkları davada 14 parsel sayılı taşınmazı paydaşlığın giderilmesi davası sonucu ihaleyle satın aldıklarını, taşınmaz kaydında “…’e intikalen gelecek hissenin tamamında … ve …’a satış vaadi vardır” şerhinin bulunduğunu taşınmazın ihaleyle satılması nedeniyle şerhin ancak ihale bedelinden …’e isabet edecek paraya ilişkin olması gerektiğini ileri sürerek şerhin terkinini istemiştir.
Yargılama aşamasında satış vaadi sözleşmesi alacaklıları … ve … davaya dahil edilmiş, mahkemece tapuya şerh edilen satış vaadi sözleşmesinin taşınmazı sonradan kazanan kişilere karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi şerhinin terkini isteğine ilişkindir.
Dava hasımsız açılmıştır. Bir davada bulunması gereken unsurlar, davacı ve davalıdan oluşan taraflar, davacı tarafından hasma yöneltilmiş bir istem sonucu ve bu talebin dayanağını oluşturan hukuki sebeptir. Bir tarafın başvurusu ile mahkemenin bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine, sona ermesine veya korunmasına karar vermesi istemi ile açılan ihtilaf konusunun ve hasmın bulunmadığı çekişmesiz yargı işleride bulunmaktadır. Çekişmeli yargıdan ayrılan bu davalarda en önemli ölçü çekişme yokluğu (subjektif hakkın yokluğu) kriteridir.
Bilindiği gibi, satış vaadi sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağlayan sözleşmelerdir. Türk Medeni Kanununun 1009 maddesi uyarınca da tapuya şerh edilmesi mümkün olan haklardandır. Sözleşme tapuya şerh edilmekle kuvvetlendirilmiş şahsi hak niteliği kazanmakta ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelmektedir. Davacılar paydaşlığın giderilmesi davasından sonra taşınmazı ihale ile satın almışlar şimdi kayıttaki şerhin terkinini istemişlerdir. Bu şerh tapuda bulunduğu sürece davacılar kendilerine karşı ileri sürülmesi tehdidi altındadırlar. Kısaca söylemek gerekirse, davacılar subjektif haklarının tapudaki şerh ndeniyle ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Orta yerde artık çekişmeli yargıya konu olabilecek bir dava söz konusudur. Yukarıda da değinildiği gibi, bir davanın olmazsa olmaz unsurlarından biri de birbirine hasım iki tarafın bulunmasıdır. HUMK.nun 179.maddesinde açıklanan dava dilekçesinin zorunlu unsurlarından birisi de taraflardır. Davanın tek taraflı yada hasımsız açılmasına olanak yoktur. Bu nedenle de davanın şerh lehtarlarına karşı açılması gerektiğinden, davanın temel unsurlarından davalının dilekçede gösterilmemesi usulüne uygun açılmış bir davanın bulunmadığı anlamına gelir.
Mahkemece davanın hasımsız açılması nedeniyle işin esasına girilmeden istemin reddi gerekirken şerh lehtarlarını davaya katarak yargılamaya devam etmiş ve işin esasına girmiştir. Hemen belirtmek gerekirki orta yerde usulüne uygun bir dava bulunmadığına göre hak sahiplerinin davaya dahil edilmesi de olanaklı değildir. Ayrıca, usulünce açılmış bir davada da zorunlu dava arkadaşlığının sözkonusu olmadığı haller dışında davanın yanlış hasma ya da husumet yöneltilmesi gereken kişilerden bir yada bir kaçına karşı eksik açılması durumunda dahi davaya dahil edilerek eksikliğin giderilmesi olanağı yoktur. Islahla dahi taraf değiştirme olanağının bulunmadığı hukuk yargılama sistemimizde dahili dava kurumu da düzenlenmemiştir. O halde şerh lehdarlarının davaya dahil edilmesi yoluyla da başlangıçta hasımsız açılan davadaki eksikliği giderildiği kabul edilemez.
Mahkemece açıklanan tüm bu yönler gözetilerek işin esasına girilmeden istemin reddi gerekirken yazılı nedenlerle reddi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, ancak karar sonucu itibariyle doğru olduğundan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 438/son maddesi uyarınca mahakeme kararının gerekçesi değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.