Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/2532 E. 2008/4619 K. 04.04.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2532
KARAR NO : 2008/4619
KARAR TARİHİ : 04.04.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.08.2005 gününde verilen dilekçe ile çekişmenin giderilmesi ve tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, plaj tesisi olarak kiraya verilen 205 ada 4 ve 5 parsel ile 169 ada 6 parsel sayılı taşınmazın uzantısındaki denizden doldurulan bölüm üzerinde davalı idarenin çıkardığı muarazanın giderilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Bilirkişinin 07.03.2007 günlü raporuna göre; çekişme konusu yerin mülkiyeti davacı Belediyeye ait 205 ada 4 ve 5 parsel ile 169 ada 6 numaralı parsellerin sınırı ile deniz arasında kalan kamu malı niteliğindeki yer olduğu sabittir. Değişik bir anlatımla, dava konusu yer Belediyenin 4, 5 ve 6 parsellerinin çap kaydı dışında çap sınırı ile deniz arasında kalan alandır. Yine dosyada yer alan bilgi ve belgelerden bu yerin denizden doldurularak kazanıldığı anlaşılmaktadır.
Bugünkü Yasal mevzuat uyarınca doldurma ve kurutma yolu ile arazi elde edilmesine ilişkin 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7.maddesine göre kamu yararının gerektirdiği hallerde uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilmesi olanaklıdır. Dava konusu yerin denizden doldurularak kazanıldığı tartışmasızdır. Ne var ki; bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler kapsamında kaldığından özel mülkiyete konu olamaz. Sadece 3621 sayılı Yasanın 6. maddesinde belirtilen yapıların 7.madde gereğince de yol, açık otopark, …, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanlarının düzenlenmesi mümkündür.
Somut olayda ise, denizden doldurma suretiyle kazanıldığı anlaşılan arazi bölümüne plaj işletmesi kurulduğu görülmüştür. Bu bölümün Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve hiçbir zaman özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceği Yasanın yapılmasına izin verdiği yapı ve tesisler dışında, başkaca bir amaçla kullanılamayacağı açıktır.
Bu gibi yerlerde sadece 3621 sayılı Yasanın 6.maddesinde sayılan uygulama imar planı kararı ile yapılması kararlaştırılan yapı ve tesisler ile 7.maddenin son bendinde sıralanan yol, açık otopark, …, yeşil alan ve çocuk bahçeleri gibi teknik ve sosyal altyapı alanları düzenlenebilir. 5393 sayılı Belediyeler Kanununun 79.maddesinin Maliye Bakanlığından alınacak izinle Belediyelerin tasarrufuna bıraktığı denizden doldurma yerler Kıyı Kanunu’nun yapılmasına izin verdiği Yasada sayılan (yukarıda sıralanan) yerlerdir. Yoksa, denizden doldurularak kazanılan arazilerin Yasada sayılanlar dışında bir başka amaçla tasarruf edilmek üzere Belediyelerin kullanımına bırakılacağı düşünülemez. Kaldı ki, eldeki davada Maliye Bakanlığı tarafından davacı Belediyeye verilmiş bir izin de bulunmamaktadır. Böyle olunca, davanın reddi yerine istek hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 04.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.