YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6008
KARAR NO : 2009/6902
KARAR TARİHİ : 02.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.12.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro sırasında kendisine ait ve 113 ada 5 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde tespit edilmesi gereken yaklaşık 400 metrekarelik kesimin davalıya ait 113 ada 4 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde tespit edildiğini ileri sürerek, bu kesimin tapusunun iptali ile 113 ada 5 parsel sayılı taşınmaza katılmak suretiyle tescilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan kadastro tespit tutanakları ve eklerinin incelenmesinden, davacıya ait 113 ada 5 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının 113 ada 6 parsel sayılı taşınmazla bir bütün olarak 7.4.1965 tarih 17 numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, 1970 yılında yapılan ifraz sırasında 113 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacıya düştüğü belirtilmek suretiyle tespit yapıldığı, davalıya ait 113 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ise senetsizden davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ait 113 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dayanağını 7.4.1965 tarih 17 numaralı tapu kaydı oluşturduğundan dayanak tapu kaydının kapsamının 3402 sayılı Yasanın 20. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekir. Bu nedenle,
dayanak tapu kaydı tüm geldileri ile birlikte getirtildikten sonra yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ve konusunda uzman teknik bilirkişiler aracılığı ile mahallinde yeniden keşif ve uygulama yapılmalı, kayıttaki her sınır yerel bilirkişilerden sorulmak suretiyle arazi üzerinde tespit ettirilmeli, dayanak tapu kaydının çekişmeli alanı kapsayıp kapsamadığı belirlenerek, sınırlar teknik bilirkişilere krokide işaret ettirilmelidir. Çekişmeli alanın dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığının saptanması halinde istem hüküm altına alınmalıdır. Çekişmeli alanın dayanak tapu kaydı kapsamında kalmadığının saptanması halinde ise; 3402 sayılı yasanın 14 ve Türk Medeni Kanununun 713. maddeleri hükmü uyarınca çekişmeli yerde olağan üstü iktisap koşullarının yanlardan hangisi yararına gerçekleştiği üzerinde durulmalı ve hasıl olacak sonuça göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan bu yönler bir yana bırakılarak eksik araştırma ve soruşturma ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine,02.06.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi.