Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/6472 E. 2006/10353 K. 22.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6472
KARAR NO : 2006/10353
KARAR TARİHİ : 22.06.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki senet iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, oğlu … …’ın davalıya ait işyerinde çalıştığı sırada kasada bulunan paraların kaybolması üzerine davalı tarafından oğlunun sorumlu tutularak kendisinden oğlu hakkında yasal işlem başlatmamak için ve para bulununcaya kadar teminat olmak üzere boş senet aldığını, senedin karşılığının bulunmadığını, davalının senedi doldurmak suretiyle bankaya tahsile verdiğini ileri sürerek senedin tahsilinin tedbiren durdurulmasına ve senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının oğlunun neden olduğu zarar sebebiyle dava konusu senedi rızası ile ve dolu olarak imzaladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, dava dilekçesinde davalı yanca tahsil için bankaya verilen senedin üzerine ihtiyati tedbir konularak senedin protesto edilmesinin ve takibe konulmasının önlenmesine ve senet aslının bankadan celbi ile tedbir olarak dava sonuna kadar mahkeme kasasına alınmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece 28.3.2001 tarihli tensip ve tedbir kararı ile dava konusu senedin icra takibine konu yapılmaması için ve senedin mahkeme kasasında saklanmak üzere bankadan istenmek suretiyle ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş ve ihtiyati tedbir kararı infaz edilerek senet bankadan getirtilip dava sonuna kadar mahkeme kasasında saklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/4-914 esas, 2002/999 karar ve 20.11.2002 tarihli kararında belirtildiği gibi “İ.İ.K.nun 72/1. maddesi, borçlunun, hakkında icra takibi yapılmasından sonra menfi tespit davası açabileceği gibi, henüz böyle bir takip yapılmadan da bu yola gidebileceğini öngörmüş; ikinci fıkrada, takipten önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin, talep üzerine ve teminat alarak, takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrası ise, borçlunun açtığı menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması (davanın reddedilmesi) durumunda, ihtiyati tedbir kararının kalkacağını, davanın reddine dair kararın kesinleşmesi durumunda da, alacaklının ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağına kavuşmakta gecikmesinden doğan zararının aynı davada karara bağlanacağını, bu zararın hiçbir surette %40 oranından daha az tayin edilemeyeceğini öngörmektedir. Böylece, alacaklının icra takibi yapmasının mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararıyla önlendiği; eş söyleyişle, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacaklının icra takibi yapamadığı durumlarda dahi, anılan tazminata hak kazanacağı kabul edilmiştir.
Kısaca, İ.İ.K.nun 72/4 maddesinde alacaklı yararına öngörülen tazminat, alacaklının bir icra takibi yapmış olması koşuluna bağlı değildir: Yapılmasına hukuken olanak bulunan bir takibin, borçlunun 2. fıkra çerçevesinde aldığı ihtiyati tedbir kararı nedeniyle yapılamamış olması halinde de, eğer koşulları gerçekleşmişse, alacaklı yararına anılan tazminata hükmedilebilir. Nihayet, söz konusu tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun menfi tespit davasını açmakla iyi niyetli olup olmadığının araştırılıp saptanmasına da gerek yoktur.
O halde, somut olayda davalı alacaklı yararına İİK’nun 72/4 maddesi uyarınca tazminat verilmesine karar vermek gerekirken açıklanan hususun göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyize konu kararın “Hüküm” başlıklı kısmının 1. paragrafından sonra gelmek üzere “ senet bedeli olan 2.575.000.000 TL üzerinden hesaplanacak %40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine” söz ve rakamlarının karara eklenmesine, kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 22.6.2006 gününde oy birliği ile karar verildi.