YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1341
KARAR NO : 2008/2036
KARAR TARİHİ : 20.02.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı … vekili, … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2006/195 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında verilen yetki belgesine istinaden; 599 ada 28 ve 60 parsellerde Behiye: … … karısı-kızı şeklindeki kaydın nüfus kayıtlarına uygun biçimde … kızı olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davasını ispat edemediğinden, reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava Medeni Kanunun 1027. maddesi gereğince tapuda isim düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Tapu kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunup kamu düzenine ilişkin kayıt düzeltme davalarında mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen
kişinin aynı şahıs olup olmadığının saptanması gerekir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Gerçekten; tapu kaydında düzeltme yaparken mülkiyet nakline yol açmamakla birlikte, hak kaybına da neden olmamak için detaylı bir şekilde araştırma ve inceleme yapmak gerekir. Bu nedenle yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda zabıta araştırması ile, nüfus müdürlüğünden detaylı araştırma yapılmalı, kayıt malikinin kaydı bulunup bulunmadığı sorulmalı, her ne kadar davacı vekili 11.09.2007 günlü celsede dinletecekleri herhangi bir tanığın bulunmadığını belirtmiş ise de, saptanabiliyorsa tespit bilirkişileri ile mahalli bilirkişiler taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenmeli, bilhassa dosyadaki Başbakanlık Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden gelen “tapu istem belgesi” başlıklı belgenin içeriği etraflıca incelenip, tapuda kayıtlı kişi ile isim tashihi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığı tereddüte mahal vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Mahkemece az yukarıda belirtilen noksanlıklar giderilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesisi bu nedenle doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.