YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4624
KARAR NO : 2009/7849
KARAR TARİHİ : 23.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.10.2007 gününde verilen dilekçe ile hasılat kirası sözleşmesine dayalı muarazanın giderilmesi ve kiracılık sıfatının devam ettiğinin tespiti, birleşen davada davacı Okul Aile Birliği tarafından davalı … aleyhine fuzuli şagil durumundaki davalının tahliyesi, ecrimisil ve cezai şart tahsili istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 24.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı-birleşen dava davalısı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.06.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı/davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklaması dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, hasılat kira sözleşmesine dayalı ortaya çıkan muarazanın giderilmesi ve kiracılık sıfatının tespiti istemleri ile açılmıştır.
Birleştirilen davada davacı ve davalı kiralayan, 01.09.2006 günlü sözleşmenin feshedildiğini, kiracı davacı ve davalının fuzuli şagil durumuna düştüğünü, fuzuli işgal nedeniyle kiralanan kantinden tahliyesini, tahliyede direndiğinden ecrimisil ve sözleşmedeki cezai şartın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, 3100 lira ecrimisil ve 3100 lira cezai şartın davalı ve birleşen davanın davacısı kiracıdan tahsiline ve davacı-davalı kiracının kiralanandan tahliyesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ve birleşen davanın davalısı … temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki 01.09.2006 başlangıç tarihli hasılat kira sözleşmesi 1 yıl sürelidir. Sözleşmenin hüküm ve sonuçları devam ederken kiralayan tarafından kiracının kira parasını ödemede temerrüde düştüğünden bahisle 26.06.2007 tarihinde feshedilmiştir. Feshe dayanak kararda kiracıya kira borcunu tediye etmek üzere 60 günlük süre verilmediği görülmektedir. Oysa, Borçlar Kanununun 288. maddesi hükmünde hasılat kirası ilişkisinden kaynaklanan kiracının kira parasını ödemede temerrüdü durumunda kiracıya temerrüde düştüğü kira parasını ödemek üzere 60 günlük süre verilmesi, kiranın bu süre içerisinde ödenmemesi halinde akti fesih yetkisi tanınmıştır. Anılan hükme göre de bu süre, ihtarın kiracıya tebliğ tarihinden başlar. Kanunun sözü edilen bu hükmü emredici nitelikte olduğundan aksine dair yapılan sözleşme hükmü geçersizdir. Davada, 01.09.2006 başlangıç tarihli sözleşmenin feshi düzenleyen 15. maddesindeki nedenlerden hiçbirine dayanılmadığından fesih, kiracının kira parasını ödemede temerrüdü nedenine dayandırıldığından davalı ve birleşen davanın davacısı kiralayanın yaptığı fesih işlemi yukarıda sözü edilen yasa hükmüne göre hüküm ve sonuç meydana getirmez. Kısaca, kira dönemiyle sınırlı olarak davacının kiracılık sıfatı devam etmektedir. Kiracılık sıfatının devam ettiğine dair ileri sürülen isteğin açıklanan bu nedenle kabulü gerekir.
Diğer taraftan, 01.09.2006 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin yapılmasından sonra kiralanan kantin işletmesine hemen komşu diğer bir kantin işletmesinin daha inşa edildiği, kira sözleşmesi ilişkisine rağmen kantin müşterilerinin sonradan yapılan kantin binasına yönlendirildiği yaptırılan tespit ve bilirkişinin 10.10.2007, 09.04.2008 ve 24.03.2008 tarihli rapor ve krokileri ile sabittir. Kiralamaya rağmen, yeni bir kantin binası yapılarak sözleşmedeki yarar-zarar dengesinin davacı kiracı aleyhine gelişmesine neden olunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağından davacının bu şekilde ortaya çıkan muarazanın giderilmesi isteminin de hüküm altına alınması zorunludur.
Bunlardan ayrı, davacının kiracılık sıfatı devam ettiğinden davalı ve birleşen davanın davacısı kiralayan ancak ödenmeyen kira parası ve sözleşmede kararlaştırılan fer’ilerini talep edebilir. Davalı ve birleşen davanın davacısının ecrimisil (işletme bedeli) adı altında herhangi bir istemde bulunamayacağı ve feshedilen sözleşme hükmüne sığınarak cezai şart isteyemeyeceği gözden
kaçırılarak birleşen davadaki bu taleplerin olayda uygulama yeri bulunmadığından 2286 sayılı Yasanın 75. maddesinden bahsolunarak kabulü açıklanan nedenlerle doğru olmamıştır.
Karar bütün bu sebeplerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 625.00 TL. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı ve birleşen davanın davacısından alınarak davacı ve birleşen davanın davalısına verilmesine, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 23.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.