YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/787
KARAR NO : 2009/1681
KARAR TARİHİ : 12.02.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.9.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve pay tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.6.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 711 parsel sayılı taşınmazı kadastrodan önce o tarihteki maliklerinden haricen davalı kardeşi ile birlikte yarı yarıya satın aldıklarını, ancak kadastro tespiti sırasında önceki malikler adına tescil edildiğini, kadastrodan sonra bu kişilerin taşınmazı iade etmeyi kabul ettiklerini, kendisinin İstanbul’da ikamet etmesi nedeniyle tamamının “ satış “ suretiyle davalıya devredildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile 1/2 payın adına tescilini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazın kadastrodan önce babası tarafından haricen satın alındığını, kadastro tespiti sırasında eski malikler adına tescil edilmesi nedeniyle bu kişilerin taşınmazı iade etmek istediklerini, davacının tapu masraflarını ödememesi nedeniyle tamamını tapuda satın aldığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davacı, dava konusu taşınmazın kadastrodan önce yarı yarıya alındığını ileri sürmüş ise de, kadastro tespiti sırasında taşınmazın eski malikleri adına tescil edilmesi nedeniyle, bu kişilerin kadastrodan sonra iade etmeyi kabul ettiklerini, ancak tamamının tapuda davalı adına satış suretiyle tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve pay tescili istemiştir. Görüldüğü üzere, davacı kadastrodan önceki hukuki nedenlere değil, kadastrodan sonraki hukuki
nedenlere dayanmaktadır. Gerçekten, dava konusu 711 parsel sayılı taşınmaz kadastro tespiti sırasında ve 8.2.1985 tarihinde … … ve müşterekleri adına tescil edilmiş, bu kişiler 29.7.2005 tarihinde davalıya satmışlardır.
Türk Medeni Kanununun 706. maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Öte yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 290. maddesi uyarınca, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı savunma olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltılacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin de senetle … edilmesi gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz tapu idaresince resmi şekilde düzenlenen akit tablosu uyarınca davalıya satılmıştır. Bunun aksi de davacı tarafça HUMK.nun 290. maddesi uyarınca senetle kanıtlanamamıştır. Bu nedenle, davanın kabulünü gerektirir yasal hukuki bir neden bulunmamaktadır. Ne var ki, davacı dava dilekçesinde her türlü delile dayandığını bildirdiğinden davacıya HUMK.nun 337. maddesi uyarınca yemin teklif edip etmeyeceği hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 12.02.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi.