Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/8450 E. 2009/9758 K. 17.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8450
KARAR NO : 2009/9758
KARAR TARİHİ : 17.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.09.2008 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki muhtesat kaydının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 13114 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydındaki muhdesat belirtmesinin terkini istemiyle açılmıştır.
Davalı, yargılamaya katılmamış, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmüne göre; “tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl süre geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz”. Ne var ki eldeki davada, davacı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanmamıştır. Aksine ileri sürdüğü sebepler kadastrodan sonra oluşan muhdesat belirtmesine konu ağaçların kendiliğinden zayi olgusudur. Bu yüzden mahkemenin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesini gerekçe göstererek davayı reddetmiş olması yasaya uygun değildir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı nedenlerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü gereğince de, kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlı olarak yapılabilir.
Türk Medeni Kanununun 1026. maddesi uyarınca terkin işlemi yapacak merci ise ilgili tapu sicil müdürlüğüdür. Bunun için tapuya başvurulması, hakkın yok olduğu ve sona erdiği belirtilerek terkin talebinde bulunulması, kadastro müdürlüğü elamanlarının zemine giderek hakkın sona erip ermediğini saptaması, bundan sonra da değişiklik beyannamesi düzenlenerek tapuya gönderilmesi gerekir. Terkin işleminden sonra adresi kayıtlarda belirli ise muhdesat sahibine Türk Medeni Kanununun 1019. maddesi gereğince duyuruda bulunulur. Ancak bu tebliğden itibaren 30 gün içinde hak sahibi tarafından terkin işleminin iptali istemiyle dava açılabilir. Değinilen bütün bu işlemlerin yapılacağı yer tapu sicil müdürlüğü olduğundan, doğrudan mahkemeden terkin istemiyle dava açılamaz.
Mahkemece, açıklanan bu hususlar ve HUMK’nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddi gerekirken 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır. Ancak, verilen hüküm, sonucu itibariyle davanın reddine ilişkin olduğundan mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan “davanın reddine” sözcüğünün hükümden çıkartılarak bunun yerine “davanın yargı yolu nedeniyle reddine” sözcüklerinin yazılmasına, davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün HUMK.nun 438/son maddesi gereğince gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.