Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15882 E. 2008/92 K. 21.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15882
KARAR NO : 2008/92
KARAR TARİHİ : 21.01.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.06.2002 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı ve harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05.06.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 68, 69, 71, 119, 147 ve 422 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş olan davalı … oğlu …’den 02.06.1987 tarihli, …’den 30.04.2002 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile, davalılar … (…) ve …’den harici satım sözleşmesi ile murislerinden intikal eden paylarını satın aldığını, fakat davalıların tapuda devir işlemini yapmaktan kaçındıklarını beyan ederek Tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Davacının hem dava dilekçesinde hem de biçimine uygun ıslah dilekçesinde ikinci kademedeki istemi, tescil mümkün olmadığı takdirde dava tarihindeki rayiç bedellerinin ödenmesine yöneliktir.
Davalılardan …, … ve … davayı kabul etmişler, davalı … ise ehliyetsizlik nedeni ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı …’in işlem tarihinde ehliyetsiz olduğuna dair Adli Tıp raporu bulunduğundan ehliyetsizlik nedeni ile, davalı … kabul beyanından rücu ettiği ve tapulu taşınmazın harici satımı geçersiz olduğu için, bu davalılar yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise, dava kabul edilerek, paylı malik oldukları taşınmazlarda davalıların paylarının iptal edilerek davacı adına tesciline, elbirliği mülkiyetinin bulunduğu parsellerde ise satım sözleşmesindeki ve kabul beyanında bildirilen bedel bilirkişiler tarafından güncelleştirilerek, güncelleştirilmiş bu bedelin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine hükmedilmiş, hükmü davacı vekili ve davalılardan … temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davacı ile davalılardan …’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacı, ıslah yoluyla mülkiyet aktaramı isteminin reddi halinde satış vaadi sözleşmesine karşılık ödediği bedelin güncelleştirilmiş değerinin tazminat olarak tahsilini istemiştir.
Eldeki davada davalı …’in Sözleşme tarihinde temyiz kudretinin bulunmadığı Adli Tıp raporu ile sabittir. Nevarki ortada biçimine uygun yapılmış bir sözleşme ve sözleşme gereğince davalıya verilmiş bir bedel vardır ve davalı … lehine bir zenginleşme gerçekleşmiştir. Her ne kadar satış vaadi sözleşmesi vaad borçlusunun akıl hastalığından dolayı hüküm ve sonuç meydana getirmese de davacı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak satış bedeli olarak ödediğinin güncelleştirmiş değerini davalı …’den isteyebilir. Mahkemece, açıklanan bu olgu gözetilmek suretiyle davacının, ikinci kademedeki isteminin değerlendirilip hüküm altına alınması yerine bu bölüm talebinde reddi doğru değildir.
3- Davalılardan … ise; davaya konu parsellerin tümünde paydaştır. 68, 71, 147, 422 parsel sayılı taşınmazlar gelen kaydına göre elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olup davacı … elbirliği paydaşları arasında yer almadığından bu parsellere yönelik davacının tescile ilişkin istemin reddi doğru ise de, 69 ve 119 parseller elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmayıp paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet) hükümlerine tabi olmakla bu parseller hakkında davalı …’nin 16.9.2002 tarihli dilekçesinde ve 30.10.2002 tarihli oturumda imzalı beyanı ile davayı kabul ettiğinden bu beyanı davalı …’yi bağlar ve kural olarakta kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını meydana getiren kabul beyanından rücu edilemez. Ne var ki, kabul beyanının hata, hile ve ikrah gibi bir nedenle feshi (iptali) için dava açılması olanaklıdır. Şayet böyle bir dava açılmış ve başarıyla sonuçlanmış ise, o zaman kabul beyanı hüküm ve sonuç meydana getirmez. Dava açılmamış olunsa da, davanın kabulüne karar verilmesinden önce kabul beyanının hata, hile veya ikrah gibi bir nedenle geçersiz olduğu aynı mahkemede de ileri sürülebilir. Bu gibi durumlarda da mahkemenin bu savunmasını ispat için davalıya olanak tanıması gerekir. Davalılardan …, mahkemenin 24.11.2006 tarihli oturumunda; cahilliğini ileri sürerek sonuçta kabul beyanından rücu iradesini açıkladığından davalıya bu konudaki delilleri sorulup saptanarak, savunması incelenmelidir. Değinilen şekilde bir inceleme yapılmaksızın davalı …’nin kabulden rücu ettiğinin kabulü ile Fahriye payına ilişkin davanın reddi de doğru değildir.
Karar yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacı ve davalılardan Fahriye’nin diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 ve3.bentler uyarınca temyiz edenler yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.01.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.