YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4048
KARAR NO : 2006/7331
KARAR TARİHİ : 09.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının işlettiği markete kar ortağı olduğunu, bu nedenle kendisine üç ayrı belge ile toplam 7.845.000.000 Tl. ödediğini, davalının kar payı vermediğini ileri sürerek 7.845.000.000 Tl.nın tahsiline karar verilemesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre belgelerdeki imzanın davalı el ürünü olduğu, bu hususun anlaşılmasından sonra davalının davacıya ödemede bulunduğunu savunmasına rağmen bu savunmasını ispat edemediği ve yemin hakkını da kullanmadığı gerekçe gösterilmek, tanık Halil İbrahim Tavşancı’nın beyanı da esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının dayandığı “Anlaşma” başlıklı belge ile !5.000.000.000 TL. borcumu 30 Haziran 1997 günü ödeyeceğim” yazılı belge kapsamından davacının davalıya toplam 5.985.000.000 TL: borç para verdiği anlaşılmaktaysa da davacının delil olarak dayandığı 11.11.1994 tarihli banka havale dekontunda gösterilen 780.000.000 Tl.nın borç olarak verildiğine ilişkin bir açıklama yoktur. O nedenle bu belge borç ödeme belgesi niteliğinde olup, … başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı bu belgedeki alacak yönünden
iddiasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Ne var ki dava dilekçesinde “her çeşit kanıt” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış bulunduğundan yemin hakkı hatırlatılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davalı, Adli Tıp Kurumu Raporuna karşı 30.9.2003 tarihli dilekçesiyle beyanda bulunurken davacıya olan borcuna karşılık 4.7.1997 tarihli banka havalesiyle 2.000.000000 Tl., 11.8.1997 tarihli banka havalesiyle 1.450.000.000 Tl. ödediğini, bildirip banka dekontlarını da dosyaya ibraz etmiştir. Bu belgeler az yukarıda (2) bentte açıklandığı gibi borç ödeme belgeleridir. Davacı her ne kadar 1.4.2005 tarihli dilekçesiyle bu belgelere konu borcun dava dışı …’ya ait bir borç olduğunu, davalının bu paraları … adına kendisine ödediğini savunmuş ve …’dan aldığı 3.5.2005 tarihli belgeyi ibraz edip adı geçen şahsıda tanık olarak dinletmişse de ibraz edilen belgede davalının imzası olmadığı gibi banka dekontlarında da bu konuda her hangi bir açıklama bulunmamaktadır. Davalının açık muafakatı bulunmadığı için HUMK. 288 maddesi hükmünce tanık beyanına da itibar edilemez. Hal böyle olunca davalının anılan banka dekontlarıyla davacıya olan borcuna karşılık toplam 3.450.000.000 Tl. ödediğinin kabulü zorunludur. Bu hususun gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.