YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4445
KARAR NO : 2009/7161
KARAR TARİHİ : 09.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.07.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.07.2008 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 09.06.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av…. ile karşı taraftan davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tarafların sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalılar vekili, inanç ilişkisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan”
denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK’nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta;
1-Davalı …’in, Ümraniye 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/112 esas, 2004/64 karar sayılı kesinleşmiş dava dosyasında mahkemeye hitaben yazmış olduğu 24.02.2005 ve 25.02.2005 havale tarihli dilekçeleri içeriği az yukarıda belirtilen ikrar (HUMK.m.236) niteliğindedir. Kısaca tanımlamak gerekirse ikrar, bir tarafın, diğer tarafın ileri sürdüğü bir vakanın doğruluğunu beyan etmesidir. İkrarın konusu, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakalardır. Somut uyuşmazlıktaki ikrar mahkeme içi ikrar olup, HUMK
çerçevesinde kesin delil mahiyetine haizdir. Bu nedenlerle mahkemenin davalı …’in mahkeme içi ikrarına dayalı olarak davayı kabul etmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak;
2-Davacı dava dilekçesinde 261 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki davalı …’e ait 867/2400 hissenin iptali ve adlarına tescilini talep ettiği halde; mahkemece hüküm fıkrasında, 261 ada 1 parselin tapusunun tamamen iptali ile davacı adına tesciline karar verilerek talebin aşılmış olması doğru olmadığından, hükmün bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/VII.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenler davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent uyarınca hüküm fıkrasının 1.bendinde yer alan “261 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile” cümlesinin hükümden çıkartılarak yerine “261 ada 1 parselde davalı … adına kayıtlı 867/2400 payın tapusunun iptali ile” cümlesinin eklenmesine, hükmün değiştirilmiş ve DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, 625.00 TL. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 09.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.