YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13
KARAR NO : 2008/1428
KARAR TARİHİ : 11.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.06.2006 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki, borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali ve icra inkar tazminatı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, ancak inkar tazminatına yönelik talebin reddine dair verilen 28.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 12.04.2005 günlü ipoteğe dayalı menfi tespit, ipoteğin kaldırılması, icra takibinin iptali ve inkar tazminatı ödetilmesi istemlerine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 28 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekkine, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yapılan icra takibinin iptaline, inkar tazminatına yönelik davacı isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinde alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasında anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması Türk Medeni Kanununun 856. maddesi uyarınca da tapu siciline tescil edilmesi gerekir. İpoteğin kapsamını da bu rehin sözleşmesi (ipotek akit tablosu) belirler.
Kuşkusuz alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehinin fekkini (kaldırılmasını) dava yoluyla isteyebilir.
Somut olayda; davacı ipotek alacaklısı 2005/1307 sayılı takip dosyasında 28 parsele ilişkin 12.04.2005 tarihli ipoteğe dayanarak 28.000 YTL nin tahsili için icra takibine girişmiş, eldeki dava icra takibinden sonra menfi tespit ve ipoteğin fekki istemleriyle açılmıştır.
Tarafların daha önce kurdukları 31.05.2002 tarihli 3 parselin rehin edildiği 20.000.YTL bedelli ipoteğin fekedildiğinde bir uyuşmazlıkları yoktur. Başka bir anlatımla; 31.05.2002 tarihli rehin sözleşmesiyle teminat altına alınan davalının alacak ve ferileri sona ermiştir. Bu yüzden, mevcut uyuşmazlığı 12.04.2005 tarihli ipotek akit tablosu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
12.04.2005 tarihli ipotek senedi ile davalının 28.000 YTL karşılığında davacıya ait 28 parselin rehnedildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten; 12.04.2005 günlü resmi senette «…… … bu gayrimenkulün tamamı … oğlu …’den almış olduğu 28.000 YTL borca teminat olmak borcun tamamı 05.09.2005 tarihinde ödenmek üzere ….» yazılmıştır. Resmi senette 31.05.2002 tarihli ipotek akit tablosuna gönderme yapılmadığından, 31.05.2002 tarihli ipotek ile 12.04.2005 tarihli ipoteğin ayrı ayrı işlemlere esas olmak üzere tanzim edildiğinin kabulü gerekir. Taraflar arasındaki 11.04.2005 tarihli «anlaşma tutanağıdır» başlıklı sözleşmenin 5. maddesi de yanların üzerinde uyuşmazlık çıkartmadıkları 31.05.2002 tarihli ipotekle ilgili bulunmaktadır.
Mahkemece davanın reddi yerine, üzerinde uyuşmazlık çıkartılmayan sözleşmenin 5. bendinde yazılanlara bakılarak ve bu bent icra takibine konu 12.04.2005 günlü ipotekle ilişkilendirilerek delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle davanın kabulü doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.