Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2007/11627 E. 2007/15356 K. 18.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11627
KARAR NO : 2007/15356
KARAR TARİHİ : 18.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı … avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatıncada duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı … vekili avukat … gelmiş, diğer davalılar adına gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalılardan … ile dava dışı … ’un, 870 m2’lik arsa üzerinde yapılacak olan bina nedeniyle arsa sahipleri olan diğer davalılar … ve … ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, yüklenicilerden … ’un sözleşmeyi feshederek ortaklıktan ayrıldığını, bunun üzerine inşaatı %50 hisse ile birlikte yapmak ve müteahhite kalan bağımsız bölümleri de yarı yarıya paylaşmak üzere davalı müteahhit ile ortak olduklarını, ortaklık adına ruhsat alarak inşaata başladıklarını, inşaatın %56,5 aşamasına gelmesinden sonra ise davalı ortağın kendisini ortaklıktan uzaklaştırıp, inşaata ait tabeladan isim ve telefon numaralarını sildirdiğini, yaptırdığı tespite göre inşaatın tamamlanması için gerekli olan 109.023.000.000 TL’nin kendi hissesine düşen yarısını davalı ortağa ödemeye hazır olduğunu ileri sürerek, yükleniciye verilecek bağımsız bölümlerin 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ile kendi adına tesciline, davalılardan … ile devam eden ortaklıkları 2007/11627-15356
nedeniyle de adi ortaklığın isminin ve telefon numaralarının inşaatın tabelasına yazdırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, davacı ile aralarında adi ortaklık bulunduğunu, davacının bu ortaklığa toplam olarak 22.018.333.325 TL ödediğini, buna karşılık ortaklığa ait dairelerden birini satıp, aldığı paranın 23.700.000.000TL’lik kısmına el koyduğunu, alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, arsa sahipleri olan diğer davalılardan …, davanın reddini dilemiş, … ise herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, “inşaatın toplam maliyetine göre davacının yapmış olduğu ancak karşılığını alamadığı katkı payı nedeniyle yükleniciye düşecek olan dairelerden B blok 4 no’lu dairenin %27,23’ünün davacıya aidiyetinin tespitine, bina için kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulduğunda bu orandaki arsa payının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, B.K. 538. maddesi hükmünce ortaklığın feshine” ilişkin olarak verilen ilk hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizce, ortaklığın fesih ve tasfiye edilmesi gerektiği kabul edilmekle birlikte, tasfiyenin şekli konusunda ise “…yönetici ortaktan hesap istenmeli, ortakların hesap üzerinde uyuştukları ve uyuşamadıkları noktalar saptanmalı, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı, arsa sahipleri ile yapılan 6.3.2000 tarihli sözleşme hükümlerine göre yükleniciye bırakılan daire ve bağımsız bölümlerde ortakların eşit pay sahibi oldukları benimsenmeli, inşaatın %56,5 aşamasından sonraki kısmını davalı … başına tamamladığından tamamlanan bu kısma yapılan imalatın tasfiye tarihindeki değeri bulunmalı, tasfiyeye esas değerin karar tarihine yakın bir tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, bu esaslar doğrultusunda ortaklığın aktifi ve pasifi, konusunda uzman bilirkişi veya kurulu aracılığı ile saptanmalı, aktifin paraya çevrilme biçimi belirlenmeli, elde edilecek tutardan varsa üçüncü kişilere olan borçlar ile tarafların ortaklığa koydukları sermaye ve özellikle davalının sonradan … başına tamamladığı %43,5 oranındaki inşaatın tasfiye tarihindeki değeri hesaplanarak iade edilmeli, bundan sonra kalan miktar var ise eşit şekilde pay edilmeli, bu şekilde ortaklığın tasfiyesine karar verilmelidir.” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez 16.3.2007 havale tarihli bilirkişi raporu ve bu rapora göre mahkemece yapılan hesaplama gereğince davanın kısmen kabulüne, 135.876,50 YTL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece yukarda değinilen Dairemize ait bozma kararına uyularak, davalı yönetici ortaktan hesap listesi istenilmiş, bilirkişilerden rapor alınmış, son olarak 16.3.2007 tarihli ek bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulmuştur. Söz konusu bu raporda, ortaklarca yapılan inşaatın 2002 yılı itibariyle Bayındırlık Bakanlığı yapı maliyet bedellerine göre toplam maliyet bedelinin 476.553,00 YTL olduğu, inşaatın davalı tarafından … başına tamamlanan %43.50 seviyesindeki işlerin ikmali için gerekli olan bedelin ise 204.800,00 YTL olduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişilerin bu hesapları doğrultusunda 476.553,00 YTL olan bina maliyet bedelinden, inşaatın kalan %43.50’lik kısmının tamamlanması için gerekli olan 204.800,00 YTL’nin mahsubu ile kalan miktar 271.750,00 YTL’nin yarısı olan 135.876,50 YTL’nin, davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki bu şekildeki bir tasfiyenin, Borçlar Kanununun 538 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve Dairemize ait bozma kararında açıklanan tasfiye biçimine uygun olduğundan söz edilemez. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye; bütün hesapların görülüp, ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması, ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Dava konusu olayda bozma ilamına uyulmasından sonra yönetici ortak olan davalı tarafından 13.7.2005, 9.2.2006 tarihli dilekçelerle ortaklığın gelir gider ve diğer işlemleriyle ilgili hesap listeleri verilmişse de, tarafların söz konusu hesap listelerinde anlaşıp anlaşamadıkları kısımlar tespit edilmediği gibi, hesap listelerinde belirtilen hususların, dosyadaki defter ve belgeler ile inşaata yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığı da bilirkişi aracılığıyla incelenmemiştir. Öte yandan hükmüne uyulan Dairemize ait bozma kararında, arsa sahipleri ile yapılan inşaat sözleşmesinde yükleniciye bırakılan daire ve bağımsız bölümler yönünden ortakların eşit pay sahibi oldukları kabul edilmiş olup, yüklenici tarafından da bu daire ve bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere … olduğu anlaşıldığından, adi ortaklık hükümlerine göre yönetici ortağın diğer ortaklara karşı vekil sıfatıyla sorumlu olduğu göz önünde bulundurularak, söz konusu bu dairelerin hesap listelerinde bildirilen satış bedellerinin, satış tarihleri itibariyle rayiç değerlere uygun olup olmadığı araştırılmamış, ortaklığın geliri hesabında da, satılan dairelerin satış tarihlerindeki rayiç değerlerinin dikkate alınması gerektiği düşünülmemiştir. Aynı şekilde, adi ortaklık hükümleri gereğince tasfiyenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle
2007/11627-15356
yapılmasının gerekli olmasına, bozma kararında da bu hususun özellikle belirtilmiş bulunmasına rağmen, karar tarihinden yaklaşık beş yıl önceki 2002 yılına ait maliyet birim fiyatlarına göre hesap yapılmış, son olarak da, ortaklığın aktif ve pasifine göre yapılacak tasfiye sonrasında belirlenecek miktara göre hüküm kurulması gerekirken, inşaatın 2002 yılı itibariyle maliyet bedeli esas alınarak, davacının maliyete olan 1/2 katkı payına göre hüküm kurulmuştur. Tüm bu nedenlerle mahkemece bozma ilamına uyulmakla beraber bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği açıkça anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı ve yukarda açıklanan hususlar göz önünde tutularak, ortaklığın tasfiyesi için davalı tarafından ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili ibraz edilen defterler ve bu defterlerin dayanağı olan belge ve faturalar incelenmeli, arsa sahipleri ile yapılan inşaat sözleşmesinde yükleniciye bırakılan ve davalı ortak tarafından üçüncü kişilere satılan daire ve bağımsız bölümlerin, satış tarihleri itibariyle rayiç değerleri belirlenmeli, belirlenecek bu değerler ortaklığın aktifinde dikkate alınmalı, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla, verilen hesap listelerinin, dosyadaki defter ve belgeler ile inşaata yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığı belirlenerek denetimi sağlanmalı, ortakların hesap listeleri üzerinde uyuştukları ve uyuşamadıkları noktalar belirlenmeli, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı, inşaatın davalı tarafından … başına tamamlanan %43,50’lik kısmına yapılan imalatın tasfiye tarihindeki değeri bulunmalı, davalı yönetici ortağın hesap veremediği hususlar yönünden hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, tasfiyeye esas değerin, karar tarihine en yakın tarih olacağı gözden uzak tutulmamalı, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye ve özellikle davalının sonradan … başına tamamladığı %43,5 oranındaki inşaatın tasfiye tarihindeki değeri hesaplanarak iade edilmeli, bundan sonra varsa kalan miktar ortaklar arasında paylaştırılmalı, tasfiye bu şekilde tamamlanmalıdır. Hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA (2) no’lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, 1.835.00 YTL peşin alınan harcın istek halinde davalı …’a iadesine, 13.10 YTL peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 18.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.