Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/4071 E. 2006/7092 K. 04.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4071
KARAR NO : 2006/7092
KARAR TARİHİ : 04.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, kendisi için dava dışı … ’in davalıdan temin ettiği 600 DM borç para karşılığında açık olarak düzenleyip imzaladığı senedin davalı tarafından 25.000 DM olarak doldurulmak suretiyle icraya konulduğunu, oysa aldığı borç miktarının 600 DM olup bunu da …’ye ödediğini, davalının yüksek faizle borç veren bir kimse olup hakkında açılan ceza davası sonunda tefecilikten ceza aldığını, ileri sürerek davalıya 25.000 DM borçlu olmadığının tespiti ile maaşından kesinti yapılmak suretiyle ödediği bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, izinsiz borç para vermesi nedeniyle ceza almasının senedi geçersiz kılmayacağını, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının aldığı borç para karşılığı açık senet verdiği, açık senedin davalı yanca doldurulmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının senette yazan miktardan sorumlu olması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı, dava dışı …’nin aracılığı ile davalıdan temin edeceği 600 DM borç para için açık senet imzalayarak …’ye verdiğini, ancak senedin davalı tarafından anlaşmaya aykırı şekilde 25.000 DM olarak doldurulduğu öne sürmüş, davalı ise iddiayı kabul etmemiştir. Davacının dava konusu senetle ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığına yaptığı şikayetinde ve açılan kamu davasının yargılaması sırasında davacı …’den 600 DM borç para aldığını, 2 … sonra 1000
DM olarak ödemeyi kabul ettiğini, paranın davalı …’dan temin edileceğini bilerek açık senet imzalayıp verdiğini bildirmiştir. … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/344 esas, 2003/612 karar sayılı ilamında ise müştekiler … ve …’un dava konusu senetle ilgili olarak şikayeti üzerine sanıklar … Türker ve … hakkında yapılan yargılama sonunda; “sanıkların müştekilere az bir miktar borç vererek fahiş miktar dolduracak şekilde boş senet aldıkları, parayı veren kasa durumundaki kişinin sanık … olduğu, sanık …’nin ise bilerek ve isteyerek aracılık ettiği ve … ile birlikte suçu işlediği, verilen borç para ve süresi nazara alınarak icraya konulan senet miktarlarının fahiş olduğu” gerekçesiyle sanıkların izin almaksızın borç para verme eylemlerine uyan 2279 sayılı yasanın 17/1 maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmü gereğince; Her ne kadar ceza mahkemesinin beraat kararları ile kusur ve zarar miktarlarının tespiti hususundaki kararları, hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza hakiminin mahkumiyet kararı ile o kararın dayanağı maddi olguların tespitine ilişkin hükmü, hukuk hakimini bağlar. Bir başka deyişle, hukuk hakimi tarafından, ceza mahkemesi kararı ile kesinleşen eylemlerin vaki olup olmadığı hukuk mahkemesinde tartışma konusu yapılamaz. Ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgularla, hukuk hakiminin bağlı olduğu Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş içtihatları gereğidir. Bu nedenle, davalı hakkında açılan ve kesinleşen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/344 esas, 2003/612 karar sayılı mahkumiyet kararının gerekçesinde yer …, az bir miktar borç vererek fahiş miktar dolduracak şekilde boş senet aldığı kabul edilen davalı alacaklının, davacının kabul ettiği 600 DM alıp 1000 DM olarak ödemeyi kabul ettiği miktardan daha fazla miktarda alacaklı olduğunu yasal delillerle ispat etmesi gerekir. Mahkemece, davalıya delilleri sorulup değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken açıklanan hususun göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.