YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/617
KARAR NO : 2008/2035
KARAR TARİHİ : 20.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, inançlı işlemi gösteren yazılı bir belge bulunmadığı belirtilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca;
Yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, olayın kanıtlanmasına tek başına yeterli olmalı ve kendisine inanç gösterenin imzasını taşımalıdır. Böyle bir yazılı belgenin bulunmaması halinde ise en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde de inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunlardan hiçbirinin olmaması durumunda dava redde mahkum ise de,
eğer davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davacının, davalıya yemin teklifine hakkı olduğunun hatırlatılması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu 10301 Ada, 21 parsel sayılı taşınmazda davalı kardeşleri ile birlikte hissedar olduğunu, tapuda kendi hissesinin 11231/179450, davalı kardeşi … … hissesinin 20436/179450, diğer davalı kardeşi … hissesinin ise 14003/179450 olarak gözüktüğünü, ancak aralarındaki inanç sözleşmesi gereğince gerçekte kardeşleri ile eşit pay sahibi olması gerektiğini ileri sürerek, az yukarıda bahsi geçen tapu kaydındaki hisselerin iptalini, davalı kardeşleri ile birlikte eşit pay oranlarında tapuya tescilini istemiştir.
Davacı taraf yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen yazılı delil veya davanın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber vukuuna delalet edebilecek karşı taraf elinden çıkmış bir belgeyi dosyaya ibraz edememiş ve iddiasını yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile kanıtlayamamıştır. Ancak; davacı dava dilekçesinde ve delillerin hasrına dair dilekçede “her türlü delail” demek suretiyle, her türlü delile dayandığını açıkladığından, yemin deliline de dayanmış sayılır. Bu durumda, davacıya, davalılar … ve …’ya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak; sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 20.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.