Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/6489 E. 2009/7247 K. 11.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6489
KARAR NO : 2009/7247
KARAR TARİHİ : 11.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.04.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 47 ve 65 sayılı parsel malikleri tarafından Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş, davacıların maliki olduğu parseller yararına davalılar adına kayıtlı 51 sayılı parselde krokide kırmızı renkle gösterilen yerden geçit hakkı kurulmuştur.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup olmadığıdır. Zorunlu dava arkadaşlığından maksat değişik kimseler tarafından kullanılması veya değişik kimselere karşı kullanılması şart kılınan hallerde o hak üzerinde muhtelif kişilerin hak sahibi olmalarıdır. Kısaca, o hak dava edilecekse davanın o kimselerin tamamı tarafından açılması veya kendilerine karşı o haktan dolayı bir dava açılacaksa davanın hepsine karşı açılmasıdır. Kuşkusuz zorunlu dava arkadaşlığını maddi hukuk tayin eder. Örneğin, elbirliği halinde mülkiyette bu durum söz konusudur. Elbirliği malikleri birlikte malik oldukları eşya hakkında dava açmak isterlerse davanın elbirliği maliklerinin tamamı tarafından açılması veya elbirliği maliklerine dava açılacaksa tamamının davalı gösterilmesi zorunludur.
Somut olayda ise; 47 parsel sayılı taşınmaza davacılardan …, 65 parsel sayılı taşınmaza da … maliktir. Görülüyor ki, her iki parsel maliki arasında davanın birlikte açılmasını gerektiren maddi yahut hukuki bir neden bulunmamaktadır. Aksine, davanın birlikte açılması sorunu karmaşık hale getirmiş, yargılamanın doğru yapılması engellenmiştir. Bu durumda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından birlikte açılan davanın HUMK.nun 46.maddesi hükmünce tefriki, her bir istek sahibinin davasının ayrı esaslara kaydedilerek birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerekir.
Çekişmenin esasına gelince;
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Buna hukukumuzda “geçit davalarında kesintisizlik ilkesi” de denilmektedir. Bu kurala göre geçit ihtiyacında olan taşınmazın hiçbir kesintiye uğramadan genel yola ulaştırılması gerekmektedir. Eldeki davada ise, davacıların 47 ve 65 parselleri mevcut dere atlanılmak suretiyle genel yolla bağlantısı kurulmuştur. Bu tür bir bağlantının Türk Medeni Kanunun 748.maddesine göre irtifak hakkı olarak tapu siciline işlenme olanağı da yoktur. O yüzden mahkemece başkaca geçit alternatifleri aranmalı, bulunursa geçit yöntemine uygun olarak tesis edilmelidir.
Mahkemece gerek usul konusunda düşülen yanlışlık gerekse geçitin kesintisizlik ilkesine aykırı kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 11.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.