Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/1851 E. 2007/2241 K. 08.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1851
KARAR NO : 2007/2241
KARAR TARİHİ : 08.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.03.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Davacılar 517, 519, 520, 515, 521 parsel sayılı taşınmazlarına 1451 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı istemişler, mahkemece verilen kabul kararı, Dairemizce gösterilen gerekçeler ile bozulmuş, yeniden yapılan yargılamada bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Nitekim somut olayda davacıların geçit ihtiyacı olduğu saptanmıştır.

Mahkemece saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davanın açıldığı tarih 27.03.2003 dür. Hüküm ise 02.15.2006 tarihinde verilmişti. Kurulan geçit yeri için öngörülen bedel 08.07.2003 tarihinde ve 27.04.2006 tarihinde yapılan keşiflerde dava tarihine göre belirlenmiştir. Hal böyle olunca fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda dava tarihi ile karar tarihi arasında taşınmazların değerinde değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçtiğinin kabulü ile mahallinde yeniden keşif yapılarak az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yeni bir değer tespiti yapılarak buna göre sonuca gidilmesi gerekir. Kaldı ki, geçit kurulacak yerin ivaz bedeli, yol olarak verilecek yerin uzman bilirkişilerce belirlenecek değeri, bu yerde bulunan ağaç, ürün, bina gibi muhdesatın değeri ile aleyhine geçit kurulacak taşınmazda geçit nedeniyle oluşacak değer düşüklüğü toplamından oluşur. Davalı 1451 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaç bedellerinin, geçit kurulan zemin bedelinden düşülerek kalan miktarın geçit bedeli olarak ödtenmesine karar verilmesi de doğru değildir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle yeniden mahallinde keşif yapılarak geçit verilecek yerin zemin ve üzerinde bulunan ağaç bedellerinin mevcut değerlerini tespiti ile toplam bedelin depo ettirilerek, bir sonuca gidilmek üzere hüküm bozulmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.