YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3148
KARAR NO : 2009/4043
KARAR TARİHİ : 31.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.03.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, evlilik birliği içerisinde iken gerçekte birlikte satın alınan ve bedeli kendisi tarafından ödenen ve boşanma davası sırasında muvazaalı olarak davalıya devredildiği iddia edilen taşınmazın 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili talebi ile açılmıştır.
Davalı, taşınmazın kızına kendisi tarafından bağışlandığını davacının taşınmazın alımında katkısının olmadığını, daha sonra kızının tekrar taşınmazı kendisine devrettiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından resmi belgeye dayanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan içtihadı birleştirme kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan belge olmalıdır. Böyle bir belgenin bulunmaması halinde en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde, inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunların hiçbirinin olmaması durumunda, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davalıya yemin tebliğine hakkı olduğu hatırlatılması gerekir.
Eldeki davada; tapu iptali tescil istemi yönünden, davacı inanç sözleşmesini yazılı delil ya da karşı tarafın elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki bir belge ile kanıtlayamamıştır. Ancak davacı taraf dava dilekçesinde ve delil listesinde “her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline dayandığından, mahkemece davacıya yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hatırlatılarak HUMK.nun 337. ve müteakip maddeleri gereğince işlem yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.