Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2008/4501 E. 2008/8515 K. 26.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4501
KARAR NO : 2008/8515
KARAR TARİHİ : 26.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.12.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 147 ada 7 parsel sayılı taşınmazın (binanın) 1/3 hissesini dava dışı … … isimli şahıstan satın aldığını, aynı taşınmazda 1/3 hisseyi de bir kısım davalıların mirasbırakanı … ’nun satın aldığını, satın alma tarihi olan 1976 yılında muris babası … ile birlikte oturması ve alım satım işi ile de babasının ilgilenmesi nedeniyle bedeli kendisi ödediği halde davaya konu 1/3 payın mirasbırakan … adına yazıldığını ileri sürerek bu paya ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlar, bir kısım davalılar ise davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
Mahkeme, davanın sübut bulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı olarak, mirasbırakan … ’na ait 1/3 payın iptali ve davacı adına tescili istemi ile açılmıştır. … dava tarihinde ölü olduğundan belirlenen mirasçılarının tümüne husumet yöneltilmiştir. Davacı …’da … mirasçılarından biridir. Davalı tarafta yer alan mirasçılardan , …, , …, …, …, …, …, … ve … değişik tarihlerde verdikleri
dilekçeler ile davayı açıkça kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Her ne kadar bir davanın kabulü için iddiada bulunan kişinin iddiasını uygun deliller ile kanıtlaması gerekir ise de, yeterli kanıt olmaksızın dahi davanın kabulünü gerekli kılan bazı hukuki tavır ve beyanlar da hakkın teslimi için yeterli sayılmıştır. Bunlardan birisi de HUMK.nun 92 ve devamı maddelerinde düzenlenen “kabul”dür. Yasanın açıkça düzenlediği biçimine göre herhangi bir delil sunulmasa bile iki taraftan birinin netice-i talebine muvafakat etmesi aynı yasanın 95. maddesinde de vurgulandığı gibi kati bir hükmün hukuki sonucunu doğurur.
Az yukarıda adları sıralanan davalıların dosyaya sundukları dilekçelerdeki beyanlarının Yasanın 92 ve devamı maddelerince düzenlenen kabul niteliğinde olup olmadığı tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu konuda hükümde bir gerekçeye yer verilmemesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı; kabul beyanında bulunmayan diğer kişilerin “sair deliller” kapsamında yemin teklifi hakkının davacıya hatırlatılmaması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.