Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/2485 E. 2006/8615 K. 29.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2485
KARAR NO : 2006/8615
KARAR TARİHİ : 29.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki vekalet ücert alacağı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … ile davalı vekili avukat …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının avukatı olarak ortaklığın giderilmesi davasını sonuçlandırıp, ihalenin davalı üzerinde kalmasını temin ettiğini, ancak vekalet ücretinin ödenmediğini ve 29.4.2005 tarihinde istifa etmek zorunda kaldığını, ayrıca yargılama aşamalarında kendisine hakaretler ettiğini, kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ileri sürerek, 10.922 YTL. vekalet ücreti ile, 10.000 YTL. manevi tazminatın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının hesap vermediğini, fahiş ücret talep ettiğini, ayrıca hakarette de bulunmadığını, manevi tazminat talep edilemeyeceğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 816,57 YTL. vekalet ücreti ile 3.000 YTL. manevi tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Borçlar Kanununun 49. maddesine göre kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilir. Aynı Kanunun 98. maddesi delaletiyle sözleşmeye aykırılık halinde de 49. maddenin uygulanacağı duraksamasızdır. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir
zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir. Dava konusu somut olayda, davacı avukat ortaklığın giderilmesi davasında alınan bilirkişi raporundan sonra, davalının büroya gelerek “ sen ne biçim avukatsın, avukat dediğin davalı avukatı gibi olur “ dediğini, yine sekreterine telefonda “ bütün konuşmalar dinleniyor şahitlerim var, satış parasını ödemeyeceğim, satışı düşüreceğim “ , yine büroyu arayarak, telefona çıkan babasına “ ben onu avukatlıktan azledeceğim, büro dosyasını adliyeye getirsin” dediğini, davalının bu sözleri ile kişilik haklarının saldırıya uğradığını bildirerek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı buna karşı, davacı avukatın satış aşamasına kadar işi yürüttüğüne göre, azarlama ve onur kırıcı davranışın olmadığının sabit olduğunu, kendisine hesap çıkarılıp verilmediğini manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Davacı tanığı olarak dinlenen babası beyanında; davacının anlatımı üzerine davalıyı aradığını telefonda davalının satış dosyasındaki masraflarla ilgili liste verilmesini, vekalet ücretini ödemeyeceğini, dava açılırsa açılsın ücret ödemiyorum dediğini, dinlenen arkadaşı de beyanında davalının oldukça titiz ve agrasif davrandığını küçük detaylara takıldığını açıklamıştır. Dinlenen tanıklar somut ve görgüye dayalı bir beyanda bulunmamış, davacıdan duyduklarını aktarmışlardır. Bu durumda, davacı beyanı dışında kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan beyanlarda bulunulduğu dosya kapsamı ile kanıtlanamamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının manevi tazminat talebinin isbatlanamamış olması nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile bu isteğin kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan 1. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 450 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, davalının peşin harcının istek halinde iadesine, 29.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.